Erdemli barış, kibirli barış
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
"Terörsüz Türkiye" sürecini yürütenler, başta aydınlar, muhalifleri barışa karşı kayıtsız, edilgen ve hatta suskun buluyorlar. İmralı Heyeti üyesi Faik Özgür Erol, gazetecilerle yaptığı bir toplantıda: "Dünyanın herhangi bir yerinde bu kadar ağır acılara yol açmış bir savaş ortamını sona erdirme çabasının, entelektüel anlamda bu kadar az destekle karşılaştığı az örnek gördüm." diye hayıflandı.
Sitem mi azar mı olduğu belirsiz olan bu cümle günlerdir tartışılıyor. Kemal Büyükyüksel, Edward Said’in Oslo Anlaşması karşısındaki tutumunu hatırlatarak hayati bir ayrımın altını çizdi: Said barışa karşı değildi; barışın etik idealiyle önüne konan somut otoriter düzenlemeyi aynı şey saymaya karşıydı. Murat Sevinç ise barış için peşin olarak ödediği bedelle konuşuyor. Barış imzacısı olduğu için üniversiteden atılmış biri olarak, sürecin adının bile "barış" değil "Terörsüz Türkiye" konduğunu, hiçbir aşamasının toplumla paylaşılmadığını yazdı. İkisi de şeffaf bir müzakere süreci yürütülmeden sadece üç aktörün kapalı kapılar ardında vardığı bir mutabakat olduğunda ortaklaşıyorlar. Alkışlanıp, desteklenmesi istenen de bu mutabakat ve onu sorgulamaya yeltenenler de anında "barış karşıtı" olarak damgalanıyorlar.
Ancak bu tartışmaya bir katman daha eklemek gerekiyor; çünkü mesele yalnızca şeffaflık, meşruiyet ve ahlaki kriz değil. Daha derin ve tekinsiz bir şey inkâr ediliyor: Yas.
Her hakiki barış içinde bir yas süreci de taşır. Kırk yıllık bir çatışmanın, faili meçhullerin,........
