Özgürlük, yerel bir sorun
Özgürleşme evrensel değil, yerel bir sorundur; en yerelden, bedenden başlar. İnsan yerleştirildiği yerden memnun olabilir. O zamana kadar yerinden kalkmak aklının ucundan geçmemiştir. Fakat bir gün bir işaret görür ve vurulur; işaretin işaret ettiği yöne doğru gitme arzusu belirir içinde, rahatı kaçmıştır. Hareket etmek ister, fakat yerinden kalkamadığını fark eder. İşte o an özgür olmadığını anlar. Yerleşikler için özgürlük, genelde kurmacalarda rastlanan, gerçeklikle hiçbir alakası olmayan bir fantezidir, fakat o andan itibaren özgürlük zihnini meşgul etmeye başlar. Bir şeyler onu yere sımsıkı bağlamıştır; bunlar, sorumluluklar, gelenek ve görenekler, ilişkiler, mallar, mülkler olabilir. Varoluşu, bağlandığı şeylere bağlıdır ve içine yerleştiği bağlamı terk etmek hiçleşmek anlamına gelecektir.
Özgürleşmek, hiçleşmeyi göze alıp tutsak oldukları bağlamı terk edenlerin işidir. Özgürleşebilme uğruna, varlık alanından hiçliğin alanına böylesine bir sıçrayış yıkımı da beraberinde getirebilir ya da karşılaşmalarla kendini yeniden var edebileceği, daha önce hiç olmadığı kadar özgür hissedebileceği bir bağlam da inşa edebilir. Özgürlük, olumsaldır, ucu açık bir süreç. Özgürlük, uğruna her şeyin göze alınacağı bir macera. Elbette özgürleşme eyleminde yıkım kaçınılmazdır. Yıkılan, o zamana kadar hakikat olarak kabul edilen bağlam ve bağlama gömülü olan varlıklardır. Özgürlük, başka bir hakikatin de var........
