menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sürüden ayrılmayı bilmek lazım

45 0
22.03.2026

Dünya tarihinin gördüğü iki büyük petrol krizi de Orta Doğu kaynaklıydı. Şu anda üçüncüsüne tanıklık ediyoruz. 1973’teki petrol krizi Arap-İsrail Savaşı sırasında Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri’nin (OAPEC) üretimi azaltma ve İsrail’e silah yardımı yapan ülkelere ambargo uygulamasıyla başladı. Ambargo petrol fiyatlarını üç kattan fazla artırdı.

1979 İran Devrimi ise daha uzun süreli bir petrol krizini tetikledi. Rejim değişikliği ve sonrasında başlayan Irak-İran savaşı, petrol fiyatlarını varili 100 dolara kadar çıkardı. Bu ikinci ve daha uzun süren petrol krizi birçok ülkeyi enerjide başka arayışlara itti. Fransa ve Japonya bütün parasını nükleer enerjiye yatırırken, diğer ülkelerde nükleer enerjinin yanı sıra gazın yükselişine, enerji verimliliği kavramının ortaya çıkışına tanıklık ettik. Ambargolardan nasibini alan ve enerji tüketiminin yüzde 90’ını petrolden sağlayan Danimarka ise bambaşka bir yolu tercih etti; sürüden ayrıldı.

Danimarka’da nükleer santral kurma fikri ilk petrol kriziyle birlikte, 1973’te ortaya atılmıştı. Danimarka Parlamentosu 1985 yılında, nükleer karşıtlarının yıllar süren protestolarının da etkisiyle, nükleer enerjiyi seçenekler arasından çıkardı. Parlamento’nun kararı o devirde çılgınca gibi görünüyordu ama aslında bu bir planlamaya dayanıyordu. Kararın arkasında rüzgar ve diğer yenilenebilir enerji kaynaklarını öne çıkaran ve enerji verimliliğini........

© Birgün