Nükleer bahane
ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı dünyayı üçüncü dünya savaşına bir adım daha yaklaştırırken aynı zamanda ülkeler arası sorunları diplomasiyle çözme kültürüne de büyük bir darbe vurdu.
İran’ın nükleer programıyla ilgili müzakereler 26 Şubat günü sona ermişti. Görüşmelerin arabulucu ülkesi Umman’ın Dışişleri Bakanı Busaidi, X hesabından yaptığı açıklamada ilerleme kaydedildiğini ve tarafların ülkelerinde değerlendirme yaptıktan sonra haftaya Viyana’da teknik seviyedeki görüşmelere devam edeceklerini söylemişti. İran Dışişleri Bakanı da kendisine teşekkür etmişti. Haber ajansları da 27 Şubat Cuma günü geçtikleri haberlerde ilerlemeye işaret ediyordu. Bir gün sonra İran’a saldırı başladı.
Nükleer müzakerelerin sürdüğü hatta ilerleme kaydedildiği sırada İran’ın bombalanması bize çok taraflılık ve diplomasinin de hedef alındığını gösteriyor. ABD Başkanı Donald Trump, Haziran ayındaki saldırılardan sonra İran’ın nükleer tesisleri “tamamen ve tamamen yok edildi” demişti (22 Haziran 2025). Trump şimdi ise İran’a saldırıların tüm hedeflere ulaşılana kadar devam edeceğini söylüyor. Nedir bu hedefler? Nükleer silah üretme iddiasının temellerini yok etmekten başka bir hedef mi var?
Yok edildiği defalarca söylenen nükleer tesisler, ilerleyen müzakereler ve yayımladığı fetvayla nükleer silahların İslama aykırı olduğu gerekçesiyle yasaklanmasını isteyen İran’ın öldürülen dini lideri Ali Hamaney’e rağmen İran’ın “nükleer bahaneyle” tekrar hedef alındığına inanmak zor. Hamaney’in nükleer........
