Avrupa’da yaklaşan bölüşüm kavgası
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
NATO’nun Ankara Zirvesi Bildirgesi, ittifakı özgür ve demokratik uluslar topluluğu olarak ambalajlasa da, esasen Avrupa’yı önümüzdeki on yılda sarsacak olan bir sınıf hesaplaşmasının manifestosu niteliğini taşıyor. Bu hesaplaşmanın merkezinde ise militarizm uğruna gasp edilecek refah bütçeleri yer alacak görünüyor.
ABD’nin küresel sistemde sarsılan hegemonyasını askeri zorbalıkla onarma çabası olarak ortaya konan ‘NATO 3.0’ vizyonunun en yıkıcı taahhütlerinden biri de 2035’e kadar askeri harcamaların milli gelirin yüzde 5’ine çıkarılması hedefinin yeniden teyit edilmesi oldu. Avrupa bürokrasisi, bu doğrultuda Amerikan savaş stratejisinin ve silah tekellerinin sadık bir finansörü olma tercihini açıkça tescillemiş durumda. Zirvede dayatılan sanayi forumlarının, astronomik tedarik rakamlarının ve devasa harcama taahhütlerinin kağıt üzerinde kalmayacağı açık. Tüm bunlar, toplumsal zenginliğin küresel savaş baronlarına peşkeş çekilmesini kurumsallaştıran bir savaş ve gasp rejimi inşa ediyor.
Ne var ki, hükümetlerin yurttaşlarını bu yeni savaş ekonomisine razı etmeleri hiç de kolay görünmüyor. Doğrudan kamu hizmetlerinden ve sosyal haklardan finanse edilecek olan bu emperyalist yeniden yapılanmanın ağır faturası emekçinin mutfağına, hastanesine, okuluna ve barınma hakkına yansıdıkça, militarizme karşı verilecek tarihsel bölüşüm kavgası da kaçınılmaz olarak büyüyecektir.
İTTİFAK YÜKÜMLÜLÜĞÜ OLARAK REFAHIN TASFİYESİ
Askeri bütçelerin eşi görülmemiş seviyelere çekilmesi, sanayi kapasitesinin kesintisiz bir "savaş ekonomisi" formatında yeniden yapılandırılması, müttefikler arası tedarik kurallarının ve "savunma ticareti engellerinin" kaldırılması, yapay zekâya ve otonom sistemlere ayrılacak fonlar, kritik hammaddelerin güvence altına alınması, ulaşım ve enerji........
