Almanya’da sönmeyen bir ışık
Duesseldorf ve Gelsenkirchen günleri sırasında pek çok güzel insanla tanışma mutluluğuna eriştim. Öğle yemeği esnasında doğrudan ismimle hitap ederek söze başlayan Haydar Işık ile tanışmak başlı başına bir şans oldu benim için…
Haydar Işık’la tanışıklığımız internet haber sitesinin aramıza sessizce kurduğu özel dostluk köprüsünden geliyordu. Biz buradan yazıp, sayfamızı uzaya salıyoruz. Kimlere ulaştığımızı ancak böylesi mutlu karşılaşmalar sayesinde öğrenebiliyoruz.
Haydar Işık Türkiyeli bir eğitim emekçisiyken 1974 yılında cazip gibi görünen bir teklif geliyor:
-Almanya’ya gider misin?
Oysa Haydar Hoca’nın İzmir Güzelyalı’da kurulu düzeni, iyi okulu, sevdiği dostları, çalışkan öğrencileri var. Sonraki yıllarda sahip olduklarını sıralarken o zamanlar aklında olmayan bir şey daha ekleyecektir, varlıklarının yanına:
-Bir de ülkem vardı!
1974’ten itibaren Almanya’da bir “Türk öğretmen” olarak çalışıp, didinir, hayatını kazanır. Sonra 1980 yılı gelir, gelmekle kalmaz üstüne bir de 12 Eylül askeri darbesi gelir, oturur… İşte bu sırada Haydar Işık, öğrencilerine ışık saçan bir “Türk öğretmen” olmaktan çıkıp “Dersimli bir Kürt” haline gelir. Olağanüstü dönemlerin karanlık dehlizlerini seven fareler, onun hakkında da uygun bir rapor oluşturup generallerin yönettiği memlekete gönderirler. Bundan sonrası artık........
