Osimhen’e bağlı kalınca…
İngiliz takımlarının iç saha maçlarındaki oyun temposunu da bir şekilde belirleyen en büyük ve en etkili paydaşı seyircisi oluyor.
Dış saha maçları ile iç saha maçlarındaki oyun ve skor farkı buradan kaynaklanmaktadır.
Liverpool’da ilk maçta olmayan Konaté’nin Van Dijk’ın yanında olmasının savunma tutarlığına sebep olduğu gibi, Galatasaray’da tam tersi, Sanchez’in olmaması tutarsızlığa neden oldu.
Galatasaray’ın aksine, Liverpool arka oyundaki dengeyi yeniden sağlamış oldu. Frimpong’un Salah arkasında bek olması, ikili hücum oyunu açısından ve Salah için en iyi yardımcı oyuncunun partneri olması, oyununa çok iyi katkı sağlarken, Szoboszlai’nin savunma yardımıyla Barış’ın oyun alanını bir şekilde kapatarak kilitlemeye çalıştılar ki bunu da başardılar…
Liverpool’un hâlâ çözemediği Writz'in oyun kurgusundaki yeridir. Hâlâ istenilen ve beklenen oyunu sağlayamadığı gibi, takım ile uyumu şu zamana kadar oturmuş değil. İkinci yarıda daha merkeze gelince, oyuna etkisi arttı. Maçta da belli oldu ki takımdaki temel oyunun taşıyıcıları, orta merkezde oynayan Szoboszlai, Gravenberch ve Mc Allister’dir.
Arne Slot dersini iyi çalışmış; Liverpool ilk maçta işletemediği kanat organizasyonunu bu maçta iyi bir şekilde kurgularken, ilk maçın aksine Galatasaray’a göre daha bütüncül kaldı. Bu noktada Barış’ın sol kanat oynatılmasının da etkisi var. Slot’a göre Liverpool’a iyi hazırlanıp gelemeyen Okan Buruk, bu hamlesiyle Frimpong ve Salah’ın hücum aksiyonuna karşı Barış’ın savunmaya gelmesi neden olurken, rakip kaleden uzakta kalıp sürekli 70 metrede oynaması Galatasaray’a zarar verdi. Barış’ın olmadığı sağ kanatta ise Kertez ilk maçın aksine fazlasıyla hücuma çıktı ve oyunun içinde kaldı ki Wirtz zaafını da kapatmış oldu. Galatasaray böylelikle ilk maçtaki avantajını kaybetti.
Tüm tehlikeli hücum organizasyonlarının sağ kanattan yapılan Liverpool’a karşı esas alınması gereken önlem bu noktadaydı. Halbuki Galatasaray, tam aksine, kendi sağ kanat oyunu için Sacha Boey ve Sallai ikilisiyle, Liverpool’un sol kanat oyunu için savunmayı düşündü; tam tersi olması gerekirdi. Salah ve Frimpong tarafından gelen hücum ve gol organizasyonlarına karşı Eren ve Jakops ikilisi ile oynaması tartışmaya açık olsa bile daha mantıklı olurdu.
Galatasaray sezon başından beri Osimhen'e bağlılığı üzerine oyuna sahip olması ne kadar artı faktöre sahipse, olmadığı zaman da o kadar olumsuz etkiye sahip. Sistemden ziyade oyuncu üzerinden sonuç almaya çalışan Okan Buruk için de bu aynı zamanda çözümsüzlüğe neden oldu. Sadece oyuncu değiştirerek ya da mevki değiştirerek oyunda tutunmak mümkün olmaz. Güncel futbol ki hele hele bu seviyedeki maçlar için tabiri caizse çırak çıkılır. İkinci yarı sadece oyunu karşılamaya çalışan Galatasaray çözüm üretemediği gibi mücadele dahi edemedi.
Tabii ki Osimhen’in çok erken sakatlığı Galatasaray için sorun oldu. En başta oyunu önde tutturamamasının en temel nedeni olmasıyla birlikte, maça ortak olma durumunu da kaybetti.
Uğurcan'ın penaltı kurtarmasıyla birlikte, o motivasyonla ilk yarı uzatmalarında iki net pozisyonu çıkarmasına rağmen, ilk yarının 1-0 bitmesi aslında Galatasaray açısından oyundaki denge olması ve direncinin korunması için bir değerken, ikinci yarı için önemli bir direnç oluşturamadı.
Oyun kurgusunun Osimhen üzerinden belirlenme talebi bu maçın üzerinden ne kadar ayrıcalıklı olduğu, ne kadar da tehlikeli olduğunu ortaya koydu. En önde başlayan savunma-hücum sürecinin kırılması orta alana ve savunmaya çok fazla yük binmesine neden oldu.
Takım seviyelerini değerlendirirken, sadece para harcamanın tek başına sonuç olmayacağı, her şeyin finansal tutarlılık yanında oyun tutarlılığı ve sistem üzerinden prensiplerin oluşmasının ne kadar zorunlu olduğunu net ortaya koymaktadır. Arne Slot bile bu açıdan tartışılmaktadır.
Bu tabii ki teknik direktörün kim olduğuna da bağlı. Sadece isim üzerinden değil, mesleki donanımları açısından önemli…
İkinci yarı çok daha farklı skor olacakken, bunun olmaması Uğurcan'a ve şansa-şansızlığa bağlı kaldı.
Galatasaray'ın bu seviyeye gelmesi tesadüf değildir. 400 milyon avroya yakın harcanan para ve oluşturulan kadro burada daha dirençli ve dengeli olması lazımken, bu seviyenin altında kalması, yanlış giden bir şeylerin tartışılmasını ortaya koyuyor. 4 yıldır hazırlanan ve 22 milyar TL’nin üzerinde borca giren Galatasaray için çözüm daha fazlasını yapabilmektir.
Burada olmak önemli ama burada belirleyici olmak ve devamlılık göstermek çok daha önemli. 57 milyon avroya kurulan Bodo Glimt’te bu seviyede elendi. Çok fazla duygusal davranmak ya da birtakım ayrıcalıklı cümleler kurmak çok anlamlı olmadığı gibi, önümüzdeki senelerde de sorunun devam etmesine neden olur.
Futbolda şeytan bölge ve yarım alan içindeki oyunların taktiksel içeriğinde saklıdır. Milyon avro maaş alan teknik direktörlerin görevi buralarda şeytanı yakalamaktır. Aksi takdirde, iş safariye döner, teknik direktör av olur.
