menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İtaatin ve isyanın toplumsal kökenleri

13 0
monday

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Tarihsel sosyolojinin köşe taşlarından Barrington Moore’un 1978’de yayımlanan ama gölgede kalan, dilimize çevrilseydi, adı muhtemelen Adaletsizlik: İtaatin ve İsyanın Toplumsal Kökenleri olacak olan kitabın güncelleştiği zamanlardayız. Moore’un iyi bilinen ve Türkçeye de çeyrek asırlık gecikmeyle 1989’da çevrilen Demokrasinin ve Diktatörlüğün Toplumsal Kökenleri başlıklı kitabı için de benzer bir değerlendirme yapılabilir.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gençlere seslenmiş: “Fransa’ya heveslenmeyin, Batı emperyalizmine kapılmayın, Türkiye’ye sahip çıkın” demiş. Fransızlar kişisel otonomilerine pek düşkündür; onu korumanın kolektif irade ile mümkün olacağı bilgisi “cumhuriyetçi genlerinde” yazılıdır. Bunlardan ilki özgürlük, ikincisi eşitlik arzusudur ve Büyük Fransız Devrimi ile evrenselleşmiş bu iki ideal Fransa kaldırımlarında sadece bir arada değil, iç içedir. Ve o kaldırımlardan yankılanan taleplerde, içinde yaşadığı topluma karşı sorumluluk duyan, dolayısıyla ülkesine sahip çıkan gençlerin suretleri ayan beyandır.

Her durumda yönetilenlerin itaatine dayalı istikrarı önceleyen yaklaşım sahipleri; polisle çatışan, ünlü mağazaları yağmalayan, önüne geleni yakıp yıkan kalabalıkların görüntülerinden söz edebilir. Ben de onlara müreffeh burjuva düzenine temel oluşturan 1944 tarihli ilkeyi hatırlatmak isterim. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) anayasasını oluşturan 1944 tarihli Filadelfiya Bildirgesi’nin üçüncü maddesinde “Yoksulluk var olduğu her yerde zenginlik için bir tehdittir” yazar, birinci maddesi ise “Emek meta değildir” diye başlar. Emeğin, bırakın meta formuna sokulmayı, üretimin en değersiz, en çabuk vazgeçilebilen, kar ve rekabet istencinin adeta kölesi kılınmış herhangi bir “girdi” konumuna sürüklendiği zamanlardayız. Üstelik bu eğilim, uluslararası sermayenin bilgi teknolojilerine hükmeden en kodaman........

© Birgün