Türkiye nereye gidiyor?
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
NATO’nun Ankara Toplantısı, soğuk savaş sonrası dönemin en önemli zirvelerinden biri olacak. Belki de önümüzdeki dönemin küresel çatışma alanlarına ilişkin siyasetlerin geliştirileceği ve bu kapitalist emperyalist haydutluk örgütünün bu yeni duruma ilişkin yeniden yapılandırma kararlarının verileceği bir toplantı.
NATO’nun Asya’ya doğru genişlemesi ve teorik olarak da bir savunma örgütü olmaktan çıkarılarak bir saldırı ve müdahale örgütü olarak yeniden tanımlanacağı bu zirve, Türkiye’nin konumu ve ittifak içindeki işlevi bakımından da önemli olacak. Güçlenen bir savunma sanayi kapasitesi ve hala cumhuriyetçi-kamucu bir kalkınma modelinin mirasının ürünü olan en gelişkin bölge ülkesi olarak -ki G-20 üyesi- NATO’nun yeni yapılanmasında, artık bir "kanat ülke" olmaktan çıkarak, deyim uygunsa bir "merkez-kanat" ülke şeklinde yeniden tanımlanacak. Bu tanıma uygun şekilde savunma sanayi odaklı bir ekonomi politika ile yeniden yapılandırılacak.
İşte İslamcı AKP iktidarı, Türkiye’nin önüne gelen bu jeopolitik ve jeostratejik fırsatı, siyasal ömrünü uzatmak için kullanacak gibi görünüyor. Emperyalizmin / Batı’nın ve NATO’nun bütün kirli işlerini görmeye talip olup, Asya düşmanı siyasetlerine evet diyerek, kendi İslamcı-faşist totaliter rejim (İslamo-faşist) girişimini onaylatmaya ve destek almaya çalışacak.
ABD VE NATO DESTEĞİ YETER Mİ?
İki yüzlü Batı, AB ve NATO’nun hâkim güçleri, seçimlerin göstermelik olduğu, tükenen AKP iktidarının siyasal ve tarihsel ömrünü uzatmaya dönük bu desteği verecektir. Özellikle ABD ve Trump iktidarının bu konuda öncülük etmeye, sorun çıkarsa tek başına da olsa böyle bir desteği vermeye hazır olduğu açıktır. Ancak bu desteğin gerçek anlamda hükmü olmayacaktır. Çünkü ABD gerileyen bir güç olduğu gibi, İran’da da yenildi. Ayrıca, tek Avrupa da yok.
AKP iktidarı, CHP’ye "butlancı" bir yönetim atamasına karşın toplumsal muhalefette bir geri çekilme olmadı. Özgür Özel ve arkadaşlarının geri çekilmeyen tam tersine sokağa inerek, alanlara çıkarak, toplumun sınıfsal, kültürel ve bölgesel bakımdan farklı kesimlerine ulaşması oyunu bozdu. Daha da önemlisi toplumdan ideolojik / kültürel rıza ve siyasal onay kapasitesini yitiren iktidar, aşağıdan yukarıya doğru gelişen bu kuşatıcı toplumsal dalgayı durduracak ve bu alandan (sahada) mücadele edecek bir güce de sahip değil.
Tam da bu........
