menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kapitalizmin büyük dönemeci! - 2

85 0
21.04.2026

Donald Trump 20 Ocak 2025’te ikinci kez ABD Başkanlığı görevine başladığında yanında teknoloji sermayesinin sahipleri ve temsilcileri vardı. Değerli dostum, toplum bilimci ve yazar Ergin Yıldızoğlu’nun “süreç içinde faşizm” diye kavramsallaştırdığı, bir akış içinde devinen bu ülkeler ve “dünyanın yeni efendileri”nin ortaya çıkan rejimleri kapitalist uygarlık havzasında yeni bir duruma -somut olarak- işaret ediyor. Sezilen gerçekleşiyor.

TEKNO OLİGARŞİ

ABD’nin bir önceki devlet başkanı, Demokrat Partili J. Biden, görevi Trump’a teslim etmeden önce çok çarpıcı bir değerlendirme yaptı. Gözden kaçması imkânsız bu açıklamada Biden, “Çok az sayıda ultra zengin insanın elinde tehlikeli bir güç yoğunlaşıyor. Yeni bir oligarşi oluşuyor” diyordu. Bunlar Varoufakis’in kavramsallaştırması ile “Bulut sermayesi” sahipleriydi. (Bkz. Tekno Feodalizm, Diplomat Yayınları, Çev. Mustafa Güdük, Şubat 2026) Benim ise, “Tekno Oligarşi” dediğim ve fakat kapitalist-emperyalizm içinde bir aşamayı ifade eden durumdur.

Artık siyasal iktidarı da isteyen, küresel ölçekte Çin’i rakip ve düşman olarak gören bir oligarşidir bu. ABD’nin yeni dönem ulusal ve küresel yönetim senaryosu olan “Project 2025”, bu sınıfın kapsamlı bir yol haritasıdır. Bütünlüklü ve sinsi bir faşist programdır. Süreç olarak faşizmin ürünüdür.

EVRENİN YENİ EFENDİLERİ

Yeni olanı sezen ve bize önceden haber verdiği gibi, doğru şekilde kavramsallaştıranlardan biri de değerli dostum Dr. Ergin Yıldızoğlu’dur. Cumhuriyet gazetesindeki yazılarından birinde yeni dönemi ABD bağlamında şöyle değerlendiriyor:

“Bugün ‘evrenin yeni efendileri’ hızla değişiyor. ABD’de teknoloji sermayesi, sınıflar matrisinin lider fraksiyonu konumuna yükseliyor.” (Cumhuriyet, 24 Kasım 2025).

Yıldızoğlu, bir sınıf fraksiyonunun kendi birikim mantığını devletin stratejik öncelikleriyle birleştirerek sektörel çıkarlarını ‘ulusal çıkar’ olarak “yeniden paketlediğini” ve böylece hegemonik konuma yükseldiğini belirtiyor. Dolayısıyla devletin sanayi programlarını ve dış politikasını da şekillendirmeye başladığını vurguluyor.

Bu saptama, günümüzde olan biteni anlamak için çok değerlidir. Yıldızoğlu, demir yollarının 19. yüzyıldaki gelişmeci ve genişlemeci devletin; otomotiv, savunma ve enerjinin de 20. yüzyılın devletinin temelini oluşturduğunu anımsatarak, 1980 sonrası (özellikle 90’larda) finans kapitalin, neoliberal küreselleşmenin motoru olduğunu belirtiyor. Aynı yazıda şöyle devam ediyor:

“Bugün ABD’de devlet artık çipler, GPS zincirleri, veri merkezleri, YZ (Yapay Zekâ) laboratuvarları ve yazılımın, savunma iç-dış istihbarat kompleksinin gereksinimlerine bağlanması etrafında örgütleniyor. Bu gelişmelerin bir izdüşümünü Dış İlişkiler Konseyi’nin (CFR) yükselen teknolojilerle devlet arasında başlayan sembiyoz ilişkiler üzerine ‘Ekonomik Güvenlik’ başlıklı raporunda görebiliyoruz.”

Devletin dönüşümü ya da yeniden biçimlenişi artık çok somut aslında. Geçen yılın Kasım ayında yayınlanan CFR raporunun hazırlayanları arasında ise doğrudan “teknoloji sermayesi”nin temsilcileri bulunuyor.

Dünyanın, başta ABD ve İngiltere olmak üzere,........

© Birgün