menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çözüm mü rejimin bekası mı?

118 0
12.08.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Kürt sorununun yeni çözüm sürecinin en önemli etabını oluşturan “çerçeve yasa” taslağı nihayet ortaya çıktı. Yangından mal kaçırır gibi daha içeriği bile anlaşılmadan, incelenip tartışılmadan Meclis komisyonunda kabul edildi. İşletilen süreç hiçbir şekilde güven vermiyor. Toplumun önünden ve kamuoyunun eleştirisinden kaçılarak, çelişkili, dar ve demokratikleşme perspektifinden uzak bir taslak, apar-topar yasalaştırılmaya çalışılıyor. Öyle de olacak.

Bu anlayıştan barış, istikrar ve ortak bir gelecek tasarımı çıkmaz. Bu üslup ve tutum bile asıl amacın başından beri ifade ettiğimiz gibi İslamcı faşizan iktidarın siyasal ömrünü uzatmak ve kalıcılaştırmak için zemin yaratmak olduğunu gösteriyor. Rejim değişikliği sürecini tamamlamak için Kürtlerin desteğini almaya çalışıyorlar. Çünkü iktidar (AKP ve MHP koalisyonu) ülkeyi derin bir krize sokmuş durumda.  Toplumsal taban eriyor, ittifakları (sınıflar matrisinde) çözülüyor. Siyasal ve ideolojik meşruiyet üretme kapasitesini ve toplumsal rıza oluşturma yeteneğini büyük ölçüde yitirmiş görünüyor.

Bu taslak eğer yasalaşırsa, DEM Partili dostlarımızın ve bazı Kürt kardeşlerimizin ileri sürdüğü gibi “eksik de olsa hukuki bir başlangıç” oluşturmayacaktır. Bu durum yeni bir “yetmez ama evet” vakasından başka bir şey değildir. Ortada iktidarın yeni bir pusu, hukuksal bir tuzak girişimi vardır. Hedef DEM Parti’yi demokratik muhalefet blokundan ve soldan kopararak iktidara yedeklemektir.

TARİHSEL SORUMLULUK

Eğer DEM ve Kürt kardeşlerimiz gerekli siyasal uyanıklığı gösteremezlerse, Türk solu ve demokratik muhalefet havzasından kopacakları gibi, cumhuriyetçi, kentli, eğitimli Türk toplumundan, yani ülkenin en gelişkin nüfusundan da uzaklaşacaklardır.

Ülkenin demokratik muhalefet alanının en büyük gücüne, yakın geleceğin iktidarına – ki olağan şartlarda kesin ve yakın bir gelecek projeksiyonudur- darbe yapan, cezaevlerini ana muhalefet partisinin üyeleriyle, belediye başkanlarıyla ve cumhurbaşkanı adayı ile dolduran, bağımsız gazetecileri ve muhalif aydınları zindana atarak susturmaya çalışan ve ‘’siyasal casusluk’’ gibi beşinci sınıf kumpas davaları yürüten bir iktidarın demokratikleşme ve ‘’çözüm’’ konusunda samimi ve dürüst olduğu düşünülebilir mi? Kimse kusura bakmasın; iyi niyetliyiz, yetersiz de olsa en küçük demokratik adımı, çözüm sürecine katkısı olacaksa desteklemeye hazırız; ama salak da değiliz!

Cumhurbaşkanına........

© Birgün