menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gazeteci partileri üzebilmeli (2)

36 0
13.04.2026

“Gazeteci siyasileri yönlendirmeye çalışmaz, onlar adına düşünmez ya da kaygılanmaz, ama gerektiğinde üzmekten de çekinmez.”

Tam üç yıl önce yazmıştım bu satırları. Seçimler öncesinde kurulan “Altılı Masa”dan kalkan Meral Akşener’in, geri dönmeye ikna edilmesi sürecinde muhalif medyada kimi gazeteciler “taraftar”lık psikolojisiyle davranıyor; eleştirel yaklaşım sergileyenleri de linç ediyorlardı. Seçim sürecinde CHP’nin tüm faaliyetlerine de taraftar gözüyle baktılar, hep alkışladılar.

Maalesef muhalif medya üç yıl öncesine göre daha iyi bir noktada değil. AKP iktidarının yargı silahıyla yürüttüğü siyasi operasyonlar sonrasında CHP’yi koruma içgüdüsü daha da yoğunlaştı. Elbette gazeteci hukuksuzluklara karşı durmalı, demokrasiyi savunmalı, ama bu nerede olursa olsun yanlışları görmezden gelmeye yol açmamalı.

CHP’ye karşı eleştirel yaklaşımdan vazgeçmek muhalif medyayı “muhalefet” haline getirir.   Muhalefet medyası olmak da en başta gazeteciliğe zarar verir; sonra da CHP ve demokrasiye. Gerektiğinde CHP’lileri de eleştirmekten, üzmekten çekinmemeli muhalif medya.

Ancak CHP’yi eleştirmekten çekiniyor muhalif medya. Örneğin, 5 Nisan’da, iktidar medyasında “Belediye kasasından VIP rüşvet” (Akşam), “Uşak’tan Özgür Özel’e 8 milyonluk VIP kıyak” (Sabah), “CHP usulü özel döşeme” (Türkiye), “Özel’in makam aracı Uşak’ın parasıyla alındı” (Yeni Şafak) manşetleri yayımlandı. TV’lerde de aynen alıntılandı bu haberler.

CHP Sözcüsü Zeynel Emre’nin, aynı gün öğleden sonra Beylikdüzü’nde basın toplantısı vardı; izleyen muhalif gazeteciler bu iddiayı sormadı! Dahası, iktidar medyasındaki bu iddia, muhalif medyada haber de olmadı. Orada haber olmayınca CHP’den de açıklama yapılmadı.

Hatta AKP Uşak Milletvekili İsmail Güneş, bu iddiayı ertesi gün TBMM’de dile getirdi; CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, “İftira atıyorsun, evrak göster, ispatla” yanıtını verdi. Güneş de “Basında çıktı. O zaman itiraz edin” dedi. Bu tartışma da ANKA ile İHA ajansları ve yerel medya dışında medyada haber olmadı.

Üstelik de Sabah, 1 Nisan’da, “Uşak’taki soruşturmadaki bir gizli tanık beyanı”na dayanarak, bir ihale karşılığında 5 milyon lira verilerek Özgür Özel’e araç satın alındığını iddia etmiş; CHP İletişim, aracın bedelini CHP’nin ödediğini kanıtlayan faturayı açıklamıştı. CHP’nin yalanladığı “satın alma” iddiası, dört gün sonra “Özel’in makam aracının lüks dizaynı için Uşak Belediyesi kasasından 7.7 milyon lira ödendiği” iddiasına dönüşmüştü.

Muhalif medya üzerine gitse bu iddia da aydınlatılabilir; soru işaretleri ortadan kaldırılabilirdi.

***

SKANDALI GÖRMEZDEN GELDİLER

İktidar medyası, CHP’li belediyelere yönelik ardı kesilmeyen operasyonlarda taraf. Hüküm içeren, nesnellikten uzak bir dille aktarıyorlar operasyonları. Ancak iktidara değen, onları rahatsız edecek bir olay olduğunda yaklaşım hemen değişiveriyor.

T24’ten Asuman Aranca’nın “Ayhan Bora Kaplan dosyasından eski başsavcı olan Yargıtay üyesi Yüksel Kocaman’ın ismi çıktı: ‘Araç parası ödemesi’ Kaplan’ın asistanından” haberini BirGün, Gazete Pencere, Halk TV, Sözcü ve Nefes alıntıladı. Ancak muhalif medyanın önem atfettiği bu haberi iktidar medyası tümüyle yok saydı! Hiçbiri yayımlamadı.

Oysa büyük bir skandal söz konusuydu. Haber, halen Yargıtay üyesi olan hukukçunun Ankara gibi bir kentin Cumhuriyet Başsavcısı iken suç örgütü ile ilişki içinde olduğunu ve satın aldığı aracın ödemesini bu örgütün yaptığını dava dosyasına giren belgeyle kanıtlıyordu! Yüksek yargı mensubunun mafya ile ilişkisini görmezden gelen medyanın samimiyetine nasıl inanılabilir?

Başka bir örnek de gazeteci Fuat Uğur’un sosyal medyadaki paylaşımıydı. Fuat Uğur, Tarım Kredi Genel Müdürü Hüseyin Aydın’ın maaş ve yan haklarla birlikte aylık........

© Birgün