Devlet aklı mı halkın aklı mı?
Ne zaman akıl dışı, kural dışı, pek de meşru görülmeyen şeyler olsa veya olması zorlansa bir kavram boy gösteriyor: Devlet aklı!
Öyle bir akıl ki, kimsenin görmediklerini görüyor, duymadıklarını duyuyor, olacakları herkesten daha doğru öngörüyor. Bize, akla, ahlaka, hukuka, kurala ve mevcut kurumlara ters gelse de sorgulamadan kabul etmemiz isteniyor.
ize özgü de değil. İktidarların sıkıştığı ve sıkışmışlıklarını demokratik gelenek ve kurallar içinde aşamadıkları her yerde bu üst, çok üst, en üst akıl çağrılıyor!
ABD’de de var ama kendini şimdilerde tam böyle gösteremiyor çünkü Trump neredeyse tanrının temsilcisi ve kendi aklından üst bir aklın varlığına tahammülü yok. Aslında, Trump aklıyla “devlet aklı” eşitlendiğinde, o aklın nasıl bir şey olduğunu daha net görüyor, sefaletine tanıklık ediyoruz.
II. Dünya Savaşı sonrası, BM gibi kurumların da doğmasına paralel olarak yerleşen geleneksel demokrasi anlayışı seçimlerle somutlanan bir “halk aklı”nın “devlet aklı”na üstün olduğunu, yön vermesi gerektiğini kabul eder. Bugün olan ise tam tersi!
Aslında, “halk aklı”na karşı dayatılan bu “devlet aklı”na karşı dünya genelinde alttan alta bir tepki yükseliyor.
İran ve İsrail arasında yeniden uçuşmaya başlayan ve yeni........
