Linç kültürü ve iş hukuku: Toplumsal baskı fesih nedeni olabilir mi?
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Son günlerde özel bir okulda görev yapan bir öğretmenin cinsiyet uyum süreci nedeniyle iş sözleşmesinin sona erdirilmesi, yalnızca eğitim camiasının değil, çalışma hayatı hukukunun da gündemine oturdu. Günlerdir televizyon ekranlarında, sosyal medyada ve internet sitelerinde aynı tartışma sürüyor. Kimileri bunu toplumsal hassasiyet, kimileriyse ayrımcılık olarak nitelendiriyor. Oysa hukuk duygularla değil, kurallarla konuşur.
Bir çalışma yaşamı uzmanı olarak beni ilgilendiren mesele de tam burada başlıyor. Çünkü bu olay tek bir öğretmenin iş akdinden çok daha fazlasını tartışmaya açıyor. Asıl soru şudur: Bir işveren, çalışanını toplumun bir kesiminden gelen yoğun tepki nedeniyle işten çıkarabilir mi? Daha da önemlisi, organize hedef gösterme kampanyaları hukuken geçerli bir fesih sebebine dönüşebilir mi? Bu sorulara verilecek cevap yalnızca bu dosya açısından değil, gelecekte çalışma hayatının hangi ilkelere göre şekilleneceğini belirlemesi bakımından da önem taşıyor.
DİJİTAL LİNÇ ÇAĞINDA İŞ HUKUKU
İş hukuku doğduğu günden bu yana işçi ile işveren arasındaki güç dengesizliğini düzenlemeye çalıştı. Ancak son yıllarda bu ilişkinin içine üçüncü bir aktör daha girdi: Sosyal medya. Artık işveren ile çalışan arasındaki ilişki yalnızca işyerinde yaşanmıyor. Birkaç saat içinde milyonlarca kişiye ulaşabilen sosyal medya kampanyaları, televizyon yayınları ve organize hedef göstermeler, şirketlerin insan kaynakları politikalarını doğrudan etkileyebiliyor.
Bugün birçok işveren hukuki risklerden önce sosyal medya baskısını yönetmeye çalışıyor. Çünkü kimi zaman ekonomik kayıp korkusu hukuki değerlendirmelerin önüne geçebiliyor. İşte tam da burada hukuk devleti yara almaya başlıyor. Eğer iş sözleşmelerinin kaderini mahkemelerden önce sosyal medya belirlemeye başlarsa, iş hukukunun temel güvenceleri ciddi biçimde aşınır.
İşverenin meşru menfaati nereye kadar korunabilir?
Elbette madalyonun diğer yüzünü de görmek gerekir. Özel öğretim kurumları, diğer birçok işyerinden farklı olarak büyük ölçüde güven ilişkisi üzerine kuruludur. Öğrenci kayıtları, veli tercihleri ve kurumsal itibar........
