Bir efsanenin sonu: “Kurallara dayalı düzen”
Rivayet oydu ki, Amerika Birleşik Devletleri, II. Dünya Savaşı’ndan sonra -bir ömürde iki kez savaş görmüş- insan toplumunun, “bir daha savaş ve soykırım dehşetini yaşamaması için”, kurallı bir dünya düzeni tasarlamıştı.
Bu düzen, yüzyılın ilk yarısında erken iflas eden Milletler Cemiyeti (MC) yerine Birleşmiş Milletler’i (BM) ikame ediyor; BM Sözleşmesi ile “saldırı suçu”nu yasaklıyor; saldırgan ve haksız bir ülkeye karşı barışçıl yolları kabul ediyor; “kuvvet kullanma” kaçınılmaz hale geldiğinde bunu Güvenlik Konseyi eliyle ve bir ittifakla gerçekleştirilmesini ve elbette dünya çapında serbest ticareti öngörüyordu.
“Kurallara Dayalı Uluslararası Liberal Düzen’’ İkinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkmıştır. Birleşmiş Milletler’i, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası (DB), Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) ve NATO gibi kurumlar ile liberalizm, demokrasi, piyasa ekonomisi, serbest ticaret, uluslararası hukuk ve normlar gibi kavramların şekillendirdiği bir düzen olarak tarif edebilirim.
“Kurallara Dayalı Uluslararası Liberal Düzen’’ ilk olarak tartışmasız “Batı medeniyeti” temellidir. Yani Batı hukuku, Avrupa Aydınlanması ve liberal demokrasi gibi tamamen Batılı bir geleneğe sahiptir. İkincisi ise bu düzen baskın şekilde ABD merkezlidir. Çünkü ABD’nin askeri, ekonomik ve siyasi gücüyle inşa edilen, desteklenen ve korunan bir sistemdir.
ABD’nin kurduğu düzen Kore’de, Vietnam’da ve bir dizi ülkede -üstelik Soğuk Savaş koşullarında- sınanıyor,........
