Köz
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Soyadıyla başladım ama dünyadaki varlığını yeryüzüne armağan etmiş, onunla buluşmasına üç beş ağaç, bir iki dere, kedisi köpeği kuşu kuzusu ceylanıyla dosttan ileri canlar kalmış bir insanın adından soyadından daha gerekli, değerli olan onun anılma, çağrılma, söylenme, övülme, sevilme, dahasını siz söyleyin, biçimidir: Köz.
Köz doğada da yeryüzünde de eylemde de, doğal olarak eşitliğe, barışa, özgürlüğe çalışan topluluklarda da sevgiyle olduğu kadar saygıyla da karşılanan, adının vaat ettiği ışıltı, sıcaklık ve canlılığın umudu yeniden parlattığı, gözleri ve gönülleri de unutmamalı, elementler arasındadır, düşüncesi ve duygusuyla coşku yaratır. Geleneği ve geleceği de en anlamlı haliyle birlikte taşıyan, “ben yanmasam” özverisini çoktan aşmış Köz, ateşin kendisi olmaya yaklaşmıştır.
Köz, kor, kıvılcım, bize anımsattıkları ve yaşattıklarıyla, “yine ıssız ovalarda” yanan tutkunun harlayıcılarıdır. Kıvılcım olmak, Köz olmak, korlaşmak ve harlamak. Hepsi de ateşe ilişkindir, ateşin nelere ilişkin olduğuysa bilinir. Ateş-i aşktan başlayarak ateşin gönüllere, oradan devrim ateşine, hatta ‘ateşli bir hastalık’ olarak da söylenen yaşamaya, var kalmanın odu.
Kısacık, üç harfli ama kıpkızıl ateşini sakinliğine saklayan, onunla eyleyen, söyleyen, fısıldayan bir sözcük Köz. Başka birinde nasıl dururdu, durur muydu bilinmez ama, tam yerini, ovasını, dağını, patikasını, yolunu suyunu bulmuş, sanırım aradığını da bulmuş bir ateş parçası olarak gelmiş, bizim Mustafa’nın gönlüne konmuş! Omzuna, ellerine, kalbine, diline, sözüne, en çok da gözlerine konmuş! O mu ateşi eğitmiş ateş mi onu eğitmiş, herhalde karşılıklı olmalı, Ateşin........
