menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çıplak gerçeğin sembolü Hürmüz

95 0
22.03.2026

Kim haklı kim haksız? Ne tuhaf bir soru bu böyle. Hem haklı hem haksız olmak mümkün değil midir? Çıkarlar çatıştığında, iş birlikleri, düşmanlıklar ve geçici dostluklar kendini göstermez mi? Dostlukların bile kendi içlerinde potansiyel düşmanlıkları barındırdığını hiç görmedik mi? Eninde sonunda kanlı savaşlara dönüşen düşmanca tutumların iktisadi nedenlere bağlandığını görürüz. Ama görünür nedenler gerçeğin bu gizli saklı temelini gözlerden gizlemeyi başarır. Engels, Marx’ın Fransa’da Sınıf Mücadeleleri adlı eserine yazdığı girişte “güncel tarihe ait olayları ve olaylar dizilerini değerlendirirken en son iktisadi nedenlere kadar geri gitmek hiçbir zaman mümkün olmayacaktır” diye yazmıştı. Engels’in bu saptamayı yaptığı yıllarda bugüne oranla malzeme, veri kıtlığından söz etmek mümkündü. Bu nedenle Engels “belirli bir dönemin iktisadi tarihinin net bir genel görüntüsü aynı dönemde değil, ancak sonradan malzemenin toplanmasından ve gözden geçirilmesinin ardından elde edilebilir” diye yazarken günümüze de ışık tutuyordu. Bugün veri kıtlığından değil, çokluğundan ve yanıltıcılığından söz etmek daha doğru olur. Yine de eldeki verilerle güncel tarihle ilgili değerlendirmeler yapmaktan vazgeçemez ve gördüklerimizin izinden giderek ekonomik, sosyal ve kaçınılmaz olarak politik çıkarımlarda bulunuruz.

***

Coğrafi olarak bombaların gürültüsünden ne kadar uzaksak, yüreklerimize ancak o kadar dokunabilen savaşı soğukkanlı bir şekilde anlayabildiğimizi, anlatabildiğimizi sanıyoruz. Savaşı Trump’ın çılgınlığına bağlarken de bir tür magazin hazzı duyuyoruz.  Bu savaşta kim haklı? Yanıtlar şaşırtıcı ölçüde çeşitlidir; her derde devadır! Emperyalist ABD bu kez dünyanın jandarması olma amacından vazgeçmediğini bir kere daha gösterdi. Kuşkusuz İran’da da vahşi, insanı sıfırlayan bir rejimin egemen olduğunu da unutmadık. Peki en son İran’ın sondan bir önceki lideri Hamaney’in ailesiyle birlikte öldürüldüğünü duyduğumuzda, ne düşündük?  Ya da  Gazze soykırımının  zalimini unutmuş olabilir miyiz?

***

Ama her türden medya, öldürülenlerin içinde Hameney’in küçük torununun ve gelininin de bulunduğunu “olur o kadar canım” havasında aktarmayı, İran’da bir kız okulunun bombalanmasını ve yüz altmış beş, artık yalnızca bir sayı olan kız çocuğunun katledildiğini hızla unutmayı tercih etmedi mi? Ne yapalım Mollalar rejiminin eli kanlı bir rejim olduğunu kimi kaynaklara göre son isyanlarda binlerce kişiyi katlettiğini........

© Birgün