menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kıbrıslı muhaliflere sınırda ‘Kod-82’ engeli!

13 0
latest

Türkiye’de kamuoyunun yabancılara yönelik teknik bir prosedür olarak bildiği, ancak Kıbrıs’ın kuzeyinde bir “kara liste” uygulamasına dönüşen N-82 tahdit kodu ile geçen hafta bir aydın daha ülkeye alınmadı.

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Tasarım Fakültesi eski dekanı, tanınmış akademisyen ve sanatçı Prof. Dr. Senih Çavuşoğlu, Antalya Havalimanı’ndan Türkiye’ye giriş yapmak isterken sınır kapısından geri çevrildi.

Çavuşoğlu’nun yaşadığı bu durum, Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’taki muhalif seslere yönelik uyguladığı "giriş yasağı" listesini yeniden gündeme taşıdı.

N-82 KODU NE ANLAMA GELİYOR?

Türkiye’nin yabancılara yönelik uyguladığı tahdit kodları arasında yer alan N-82, teorik olarak "girişin ön izne bağlı olması" anlamına geliyor. Ancak uygulamada bu kod, ilgili kişinin Türkiye’ye girişinin fiilen yasaklanması sonucunu doğuruyor. Kodun konulma gerekçesi genellikle "milli güvenlik aleyhine faaliyet" gibi geniş ve muğlak ifadelerle açıklanıyor. Kişiler, Türkiye sınırına gelene kadar bu kodun varlığından haberdar olamıyor. Birçok isim, uçaktan indikten sonra "kabul edilemez yolcu" (INAD) kapsamına alınarak ilk uçakla geri gönderiliyor.

KİMLERE UYGULANIYOR?

Bu yasak rastgele uygulanmıyor. N-82 ve benzeri kodlarla engellenen isimlerin ortak özelliği; Kıbrıs sorununda federal veya cumhuriyetçi çözümü savunmaları, Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeyi üzerindeki müdahaleci politikalarını eleştirmeleri veya basın-yayın organlarında aktif rol almaları. Bugüne kadar en az 16 Kıbrıslı Türkün, N-82 ve G-82 tahdit kodlarıyla Türkiye'ye alınmadığı biliniyor. Liste ağırlıklı olarak gazeteciler, akademisyenler, sendikacılar ve sol/sosyalist çizgide siyaset yapan kişilerden oluşuyor.

‘KARA LİSTE’ İDDİALARININ MERKEZİNDE ELÇİLİK VAR

Bu sistematik yasağın geçmişi, Türkiye’nin Kıbrıs tarihine en ağır siyasi müdahalelerinden biri olarak geçen 2020 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dayanıyor. O dönem, AKP iktidarı açık şekilde Mustafa Akıncı ile yarışan Ersin Tatar’ı desteklemiş ve pek çok AKP’li isim adaya gelerek Tatar lehine seçim kampanyalarına katılmıştı. Seçim mühendisliğinin ve “kara liste” iddialarının merkezindeki isim olarak anılan TC Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri ise, 1 Mart 2025’ten itibaren ikinci kez büyükelçilik görevine atandı. 2020 seçim sürecinde muhalif isimlerin Başçeri tarafından fişlendiği ve adı geçen kişilerin N-82 koduyla Türkiye’ye girişinin engellendiği iddia ediliyor. Listenin içeriği hala gizli tutuluyor. Egemen bir devlette, kendi yurttaşlarını gizli listelerle fişlediği iddia edilen bir büyükelçi hakkında derhal soruşturma açılması, hatta "istenmeyen kişi" (persona non grata) ilan edilmesi gündeme gelebilecekken; Kuzey Kıbrıs'ın içinde bulunduğu uluslararası statüsüzlük ve Ankara’ya olan ekonomik-siyasi bağımlılığı bu yolu tıkıyor.

FİŞLEMENİN KAYNAĞI İSTİHBARAT RAPORLARI

2024 yılında Kıbrıslı muhalif isimlere yönelik uygulanan bu ambargonun arka planına dair önemli bir gelişme yaşanmıştı. Bugün Kıbrıs gazetesinin aktardığı bilgilere göre; dönemin Bağımsızlık Yolu Genel Sekreter Yardımcısı Münür Rahvancıoğlu, Eylül 2022’de bir dizi resmi temas için gittiği Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan N-82 kodu ile geri çevrildi. Rahvancıoğlu, uygulanan giriş yasağının insan hakları ihlali olduğu gerekçesiyle Türkiye İçişleri Bakanlığı’na dava açtı. Ankara 1. İdare Mahkemesi Başkanlığı, (09/01/2024 tarihli ara kararı gereğince) Göç İdaresi Başkanlığı’ndan giriş yasağının nedenini izah eden belge talebinde bulundu. Ara karara yazılı cevap Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı’ndan geldi. MİT, gizlilik, bilgilerin muhafaza zorunluluğu ve kaynak güvenliğinin sağlanması gerekçeleri ile mahkemeye yazılı dosya veremeyeceklerini ancak, ara karara konu hususların incelenebilmesi için heyetin bilgisine sunulacağını bildirdi. "Giriş izni" adı altında uygulanan bu yasakların bir istihbarat havuzuna dayandığını belgeleyen bu gelişme ile dava karar için süresiz olarak ertelenirken, Kıbrıslı Türk aydınların fişlendiği gerçeği bir kez daha teyit edilmiş oldu.

“YASAKLI ‘HAİNLER LİSTESİ’Nİ AÇIKLAYIN"

N-82 ve benzeri kodların yarattığı belirsizlik, adada siyasi bir krizin ötesinde, insan yaşamını doğrudan tehdit eden bir belirsizlik ortamı yaratıyor. Kıbrıslı eğitimci ve sendikacı Turgut Afşaroğlu, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, kök hücre tedavisi için Türkiye’ye gitmek zorunda olduğunu ve havalimanında geri çevrilme endişesiyle tedaviye gidemediğini vurguladı. Büyükelçi Başçeri’ye seslenerek, kamuoyunda konuşulan "yasaklılar" ya da kendi ifadesiyle "hainler listesinin" açıklanmasını talep eden Afşaroğlu şöyle konuştu: “Bu belirsizlik özellikle yaşlı ve hasta bireyler için ciddi bir kaygı kaynağı. Kimin engelli olduğu şeffafça ortaya konulmalı. Bu uygulama toplumsal bir korku düzeni yaratıyor.”

BASIN-SEN: “AYDINLARIMIZA TERÖRİST MUAMELESİ YAPILIYOR”

Süreçle ilgili en sert tepkilerden biri Basın-Sen’den geldi. Sendika yönetim kurulu, Prof. Dr. Senih Çavuşoğlu’nun N-82 koduyla Türkiye’ye girişinin engellenmesi üzerine yaptığı açıklamada, Ankara’nın muhalif Kıbrıslı Türk aydınlara yönelik tutumunu "terörist muamelesi" ve "faşist bir uygulama" olarak nitelendirerek, bu durumun iki halk arasında derin uçurumlar yarattığını vurguladı. Türkiye’deki AKP-MHP iktidarının, Kıbrıs’ın kuzeyindeki iradeye müdahale eden ve muhalifleri cezalandıran bu tavrını "açık bir nefret politikası" şeklinde tanımlayan sendika; başta Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve mevcut hükümet ortakları olmak üzere tüm Kıbrıslı Türk yetkilileri, vatandaşlarının haklarını savunmak yerine "derin bir sessizliğe" gömülmekle suçladı. Açıklamada, koltuklarında oturan yöneticilerin kimin iradesini temsil ettiğini sorgulayan Basın-Sen, "Bu tahakküm karşısında ya ses vereceksiniz ya da ses verecek olanlara yer vereceksiniz" diyerek siyasi makamları somut bir duruş sergilemeye çağırdı.

İDEOLOJİK BİR TASFİYE ARACI OLARAK N-82

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’dan, kendi vatandaşlarının "terörist" muamelesi görerek kapılardan çevrilmesi karşısında daha gür bir ses ve diplomatik bir direnç bekleyen kamuoyu, Erhürman’ın bürokratik dilini, adadaki toplumsal korku iklimine karşı bir geri çekilme olarak yorumluyor. Diğer yandan Ankara’nın adadaki muhaliflere bakış açısı, Hakan Fidan’ın 'Rumdan daha çok Rumcu olanlar var' şeklindeki sert eleştirisinde kendini açıkça ele vermişti. Bu ifade, N-82 kodunun teknik bir engelden ziyade ideolojik bir tasfiye aracı olarak kullanıldığına dair kanaati pekiştiriyor.

SANATÇI VE YAZARLARDAN BOYKOT!

Kıbrıs Sanatçı ve Yazarlar Birliği; Cumhurbaşkanı Erhürman’ın N-82 konusuyla ilgili Türkiye’deki yetkililerle görüştüğünü ancak 'diplomasinin gereği olarak kendisine ne söylendiğini açıklayamayacağını' belirtmesi üzerine, Külliye’deki Dünya Sanat Günü organizasyonunu boykot ettiğini duyurmuştu.

TÜRKİYE’YE GİRİŞİ ENGELLENEN KIBRISLI TÜRKLER

Özay Hüseyin Kurtdere (Gazeteci)

Ali Bizden (Gazeteci-İletişim uzmanı)

Dr. Ahmet Cavit An (Araştırmacı, yazar)

Ali Kişmir (Gazeteci-Basın-Sen Başkanı)

Dr. Okan Dağlı (Yazar)

Can Sözer (Sanatçı-Halkbilimci)

Abdullah Korkmazhan (Siyasetçi- Birleşik Kıbrıs Partisi Genel  Sekreteri)

Aysu Basri Akter (Gazeteci-Medya Etik Kurulu Başkanı)

Münür Rahvancıoğlu (Siyasetçi-Bağımsızlık Yolu Genel Sekreter Yardımcısı)

Başaran Düzgün (Gazeteci)

Hasan Küdenler (Öğretmen-Sendikacı)

Ulaş Barış (Gazeteci)

Koral Aşam (Sendikacı)

Evrim Hınçal (Siyasetçi)

Mertkan Hamit (Ekonomist)

Prof. Dr. Senih Çavuşoğlu (Akademisyen-Sanatçı)


© Birgün