menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Öğretmenlerin ortak duygusu: Güvende değiliz

51 0
05.03.2026

Öğretmen olmak çocukların yaşamına dokunmaktı. Çocuklara bir gelecek yaratmaktı. Öğretmen olmak değerliydi.

Sonra her şey değişti. Öğretmenler için cadı avı başlatıldı.

Her şey devletten beklenmemeliydi. Sağlık, ulaşım, eğitim kamusal haklara ve alanlara dair ne varsa özelleştirilmeliydi. Kaynaklar, bütçe yetersizdi. Özelleştirme özgürlüktü. Seçme hakkıydı. Çocuğunuzu özel okula göndermek zorunluluk değil, tercihtir minvalinde cümleler o günlerde kurulmaya başlamıştı.

Bu söylemin en güçlü sürdürücüsü müsteşarlıktan bakanlığa uzanan süreçte Yusuf Tekin oldu.

Bakan ve üst düzey bürokratların kendi çocuklarını özel okullara göndermesinin, toplumda “eşitlik” algısını zedelediğini düşünmüyor musunuz sorusuna şu cevabı vermişti: Vatandaşların herhangi bir eğitim kurumunu tercih edebilmeleri demokratik bir hukuk devleti olmanın göstergelerinden biri olduğu gibi, bakan ve bakan yardımcıları da aynı tercih hakkına sahiptir.

***

Asgari ücretle yaşayan milyonlar tercih ettiğinde hangi özel okulun kapısından girebilirdi? Neden MESEM’ler (Mesleki Eğitim Merkezleri) bakanların, bürokratların çocukları için tercih seçenekleri arasında değildi? Tüm çocukların, eğitim emekçilerinin okullarda temizlik, güvenlik sorunu yaşamaması demokratik bir devlet olmanın göstergesi değil miydi?

Devlet okullarına da “bağış,........

© Birgün