Ormanımız var ama yok
İki hafta önce yayımlanan ilk köşe yazım “Acı Gerçeklerle Yüzleşme Zamanı” başlığını taşıyordu. O yazıyı bitirirken ormanlarımız iktidarın dediği gibi gerçekten de ülke yüzeyinin 0’unu kaplıyor mu diye sormuştum. Bugünkü yazıda bu sorunun yanıtını arayacağım. Baştan söyleyeyim ki bu soruya orman alanlarımız için evet denebilir fakat ülke orman ekosistemleri için kesinlikle hayır. Eminim ki hem evet hem de hayır dediğim için bu nasıl şey diye şaşırdınız.
Dünya ormanları yerkürenin karasal alanlarının 2’sini kapladığına göre Türkiye’nin 0’unun orman olması çok güzel bir durum. Fakat hukuksal olarak durum böyle olsa bile bilimsel olarak böyle değil. Aslında Dünya Tarım ve Gıda Örgütü (FAO) verilerine göre ülkemizin orman alanı 2010 yılında 21,7 milyon hektar değil, hemen hemen yarısı kadar 11,3 milyon hektardı. Geri kalan 10,4 milyon hektar diğer ağaçlık alanlar olarak adlandırılıyordu. Bunun nedeni uluslararası orman tanımına göre; ancak kapalılığı (ağaç örtüsü) ’dan fazla olan ağaçlık alanların orman sayılması, geri kalan alanların ise diğer ağaçlık alanlar olarak adlandırılması. Bu yüzden konunun uzmanları olarak ormancılık yetkililerine; orman ekosistemlerimizi güçlendirmemiz gerektiğini, bunun için orman bozulmasına neden olan çalışmalara son vererek orman kapalılığını artıracak gençleştirme, bakım vb. çalışmalara ağırlık verilmesi gerektiğini söylerdik. Bunları yapmak çok zor olacak ki, mevcut iktidar daha basit bir yöntemle orman alanlarımızı bir mucizeyle, bir anda kağıt üzerinde de olsa 11,5 milyon hektar arttırmayı seçti. Gerçekten de bu artış sayesinde FAO’nun 2025 yılı........
