Hakan Tosun cinayetinde Daltonlar izi
Gazeteci, belgeselci Hakan Tosun geçen yıl 11 Ekim’de sokak ortasında birden fazla kez darp edildi, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği tespit edildi.
Avukatları, ailesi ve gazeteciler, soruşturmayı yakından takip ediyor.
Soruşturma kapsamında son olarak, tutuklanan Adnan Ş. ve Abdurrahman M. hakkında neticesi sebebi ile ağırlaştırılmış yaralama suçundan fezleke hazırlanarak dosya Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi.
CEZA İNDİRİMİ
Adli Tıp Kurumu raporunda ölümün, “künt kafa travmasına bağlı kafatası ve yüz kemik kırıkları ile birlikte kafa içi kanama, beyin kanaması, beyin doku harabiyeti sonucunda meydana geldiği” belirtilmişti. Yani failler iki ayrı saldırıyla Hakan’ı çok sayıda tekme ve yumrukla döverek öldürmüştü. Başına aldığı darbeler kamera kayıtlarıyla sabit.
Buna rağmen suçlamanın “yaralama” olmasına itiraz eden Hakan Tosun’un avukatları, verdikleri dilekçede saldırganların işlediği suçun “kasten öldürme” olduğunun altını çizdi, ceza indirimine karşı çıktı: “Fezlekeyi hazırlayan savcı tarafından yaralama kastından bahsedilerek suç nitelemesi yapılmış, üstüne bir de tahrikten ceza indirimi yapılması talep edilmiştir.”
DALTONLAR
Fezlekede, iki kişinin yargılanması istendi ancak olayda üç kişi vardı.
Motosikletle olaya dahil olan Yusuf Ö., Hakan Tosun’a yapılan ağır saldırıda diğer iki saldırganın yanındaydı. Sadece bu da değil, Abdurrahman M.’yi olay yerine getiren, darp anında izleyen ve bekleyen, saldırı sonrasında motosikletle kaçıran da oydu. Ancak dosyada “tanık” olarak ifade verdi.
Hakan Tosun Davası Avukatları, fezlekeye dahil edilmeyen bu üçüncü fail hakkında suç duyurusu yaptı.
Dilekçede çete izinden bahsettiler: “Yusuf Ö. saldırıdan önce ve sonra kendi sosyal medya hesabından kendisinin bir çete mensubu olduğunu ifşa etmiştir. Silahlı fotoğraflarını, ‘infaz timi, Daltonlar’ ve benzeri etiketlerle yayınlamıştır. Suç işlemeye yatkın bir kişi olduğu bizzat kendi paylaşımları ile sabittir.”
AZMETTİRİCİ Mİ?
Avukatlar, saldırganı olay yerine getirip götürmesi sebebiyle Yusuf Ö.’nün azmettirici olma ihtimalini de belirttiler: “Darp sürecinde olay yerini terk etmedi, faillerle birlikte hareket etti, eylem sonrası faillerin tekrar olay yerine gelmesi sürecinde yer aldı, suçun gerçekleşmesini engellemedi aksine suç ortamının devamına zemin sağladı, olay bittikten sonra faillerden birini motosikletiyle kaçırdı.”
İKİ YILDA SERBEST
Dilekçede savcının, şüphelilerin birbiriyle veya başka şahıslarla ilişkisini aydınlatacak HTS kayıtlarını tespit etmediği, telefon kayıtlarını inceletmediği, delilleri toplamadığı ifade edildi: “Savcı dosyada mevcut kamera kayıtlarına ve bilirkişi raporuna itibar etmek yerine görüntülerle yalanlanan komşu-arkadaş gibi taraflı uydurma tanık beyanlarına göre fezleke hazırlamış, katillerin iki yılda serbest kalmasının yolunu açmıştır.”
FAİL, TANIK OLDU
Avukatlar soruşturmada görev alan polisler hakkında da suç duyurusu yaptı. Dilekçede polislerin, kamera kayıtlarını şüphelilerin babası ve ağabeyi ile birlikte izlediğini, şüphelileri yakalamak yerine telefonla ifadeye çağırdığını, ağır bir suç işlendiği halde şüphelilerin telefonlarına el koymadığını, evlerinde arama yapmadığını ve üçüncü fail Yusuf Ö.’yü kamera kayıtlarına rağmen olayın tanığı olarak dinlediğini belirterek “görevi kötüye kullanma ve ihmal suçlarını işlediklerini” belirttiler.
Bu işlemlerle ilgili kamuoyu tepkisinin ardından Emniyet Genel Müdürlüğü, Mevlana Polis Merkezi görevlilerinin incelenmesi için iki müfettiş görevlendirmişti. İncelemede ne sonuç çıktığını bilmiyoruz.
Hakan’ın davasını takip eden gazeteciler olarak bundan sonraki beklentimiz, soruşturmanın kamuoyu tepkisini beklemeden, kitapta yazılana göre etkin şekilde yürütülmesi ve tüm faillerin yargı önüne çıkarılması…
