"Sosyal medyaya kimlikle giriş, fişlemeye dönüşme riski taşıyor”
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, sosyal medya hesaplarına gerçek kimlik ile girilmesi zorunluluğunu öngören düzenlemeye yönelik açıklamaları devam ediyor.
Gürlek, kullanıcıların sosyal medyada hesap açarken doğrudan e-Devlet sistemine yönlendirileceğini, sistemin doğrulama yapıldığını teyit eden bir anahtar üreteceğini söyledi.
Bu yolla dijital kimlik ile hesap arasında doğrudan bir eşleşme kurulması planlanıyor.
Bakan açıkladı: Sosyal medyada gerçek kimlik dönemi başlıyor
Düzenleme, çocukların korunması, sanal bahis ve siber suçların önlenmesi gibi gerekçelerle savunuluyor. Hukukçular ise bu kapsamın daha geniş olduğunu ve temel haklar bakımından yapısal sonuçlar doğurabileceğini ifade ediyor.
İstanbul Barosu Genel Sekreteri Avukat Ezgi Şahin Yalvarıcı, düzenlemenin yaratabileceği sorunları bianet’e değerlendirdi.
“Düzenleme, çoğulculuk ve eleştirel tartışma alanını da zayıflatacaktır”
Yalvarıcı, mevcut hukuk düzeninde bu ölçekte genel ve önleyici bir kimliklendirme yükümlülüğüne açık bir dayanak bulunmadığını anlatarak böyle bir düzenlemenin ancak açık, belirli ve öngörülebilir bir kanuni çerçevede ve sıkı anayasal denetim altında ele alınabileceğini söyledi.
Yalvarıcı, bu zorunluluğun, kullanıcıların anonim bir şekilde görüş açıklama imkanını da ortadan kaldırabileceğini aktardı:
“Özellikle kamusal otoriteyi eleştiren, hassas konularda görüş bildiren veya ifşa faaliyetinde bulunan kişiler açısından bu durum, caydırıcı etki doğurarak oto-sansürü artırabilir. Bu nedenle söz konusu düzenlemenin yalnızca ifade özgürlüğünü değil, aynı zamanda bu hakkın kullanılma biçimini de sınırlayan bir müdahale niteliğinde olacaktır. Bu yönüyle düzenleme, demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez unsurlarından olan çoğulculuk ve eleştirel tartışma alanını da zayıflatacaktır.”
Ezgi Şahin Yalvarıcı, ölçülülük ilkesine yönelik de açıklamalar kaydetti. Tüm kullanıcıları kapsayan zorunlu kimlik doğrulama sisteminin gerekli ve orantılı olup olmadığının tartışmalı olduğunu aktardı.
"Özellikle tüm kullanıcıların peşinen kimliklendirilmesi, fişleme olarak tabir edilen, genel ve önleyici gözetim niteliği taşıyabilecek bir uygulamaya dönüşme riski taşıyor” ifadelerini kullandı. Bu durumun ölçülülük ilkesiyle bağdaşmayabileceğini söyledi.
Basın özgürlüğü vurgusu
Düzenlemenin basın özgürlüğü açısından da doğrudan etkileri olabileceğini aktaran Yalvarıcı, özellikle haber kaynaklarının gizliliği ve gazetecilik faaliyetinin güvenliği üzerinde doğrudan olumsuz etki yaratabileceğini belirtti.
Anonim kaynakların kimliklerinin açığa çıkma ihtimalinin kamu yararına bilgi akışını zayıflatacağını ifade etti:
“Bilgiye erişimin anonim kaynaklara dayanması halinde, bu kaynakların kimliklerinin açığa çıkma ihtimali, kamu yararına bilgi paylaşımını ciddi biçimde zayıflatacaktır. Kaynağın korunamaması, yalnızca gazeteciyi değil, bilgi veren kişiyi de hukuki ve fiili risklerle karşı karşıya bırakır; bu durum, araştırmacı gazeteciliğin temel araçlarını işlevsiz hale getirebilir. Bu nedenle, basın özgürlüğünün korunması bakımından anonim iletişim ve kaynak gizliliği güvencelerinin açık ve güçlü biçimde korunması zorunludur.”
