Trans kadın öğretmen Zoe hedef gösterildi, işine son verildi
Zoe Lila, Marmara Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü mezunu. Yaklaşık beş yıl boyunca İstanbul Sarıyer’deki Özel Açı Okulları’nda ortaokul İngilizce öğretmeni olarak görev yaptı.
Öğrencileri, velileri ve meslektaşlarıyla karşılıklı güvene dayalı güçlü ilişkiler kurduğunu söyleyen Zoe, okulun demokratik ve kapsayıcı eğitim anlayışına katkı sunmak için sosyal sorumluluk çalışmalarında da aktif rol aldı.
Beden uyum sürecini okul yönetimiyle birlikte pedagojik ilkeler doğrultusunda planlayarak öğrencileri ve velileri ile paylaşan Zoe, okuldan ve birçok veliden destek gördü. Ancak trans kadın kimliğini hedef alan ve iktidara yakın medyanın yürüttüğü nefret kampanyasının ardından sözleşmesi yenilenmedi.
Zoe, maruz kaldığı hak ihlâllerini, yaşadığı güvenlik kaygılarını ve yürüttüğü hukuki mücadeleyi anlatırken, avukatı Furkan Yurt da sürecin özel hayatın gizliliğinden çalışma hakkına uzanan çok katmanlı hak ihlâlleri içerdiğini değerlendirdi.
Bize öğretmenlik kariyerinizden ve çalıştığınız alanlardan söz eder misiniz?
Son iki yıldır İngilizce öğretmenliğinin yanı sıra sınıf rehber öğretmenliği de yaptım. Bu görev, öğrencilerin sosyal ve duygusal gelişimlerini desteklemeyi amaçlıyordu. Yaklaşık üç yıldır şiddetsiz iletişim pratiğiyle ilgileniyorum. Bunun dışında “Başka Bir Okul Mümkün” hareketinin eğitimlerinden birine katıldım. O süreçten itibaren demokratik ve alternatif eğitim modelleri üzerine çalışan bir eğitmen olarak kendimi geliştirmeye devam ettim.
Beş yıl boyunca çok olumlu bir okul ortamında çalıştım. Sosyal sorumluluk komitesinde görev aldım, kapsayıcılık komisyonunda yer aldım. Zaten toplumsal cinsiyet eşitliği ve kapsayıcılık konusunda duyarlı biriydim. Okul da bu konuda her yıl daha olumlu bir iklim oluşturmaya çalışıyordu.
Yaklaşık iki yıl önce, 2024 yılında, beden uyum sürecime başladım. Karar verir vermez bunu bölüm koordinatörüm ve okul müdürümle paylaştım. Aramızda oldukça yatay bir ilişki vardı. Bana destek olacaklarını, insan hakları temelli bir okul olduklarını ve bu konuda yanımda duracaklarını söylediler. Ağustos ayında hormon tedavisine başladım. Bu yıl da okul bittikten hemen sonra ameliyat olacağımı paylaştım. İsim değişikliğim aralık ya da ocak ayında gerçekleşti. Buna rağmen okulda bir süre daha atanmış ismim kullanılmaya devam etti. Bunun gerekçesi olarak, sürecin eğitim-öğretim yılı sonunda bütünlüklü şekilde yürütülmesini istediklerini söylediler.
Yeni eğitim yılı için gönderilen sözleşmede eski ismimin yer aldığını görünce imzalamadım. Bunun hukuken doğru olmayacağını ifade ettim. Bunun üzerine okul, süreci planlamak için dışarıdan danışmanlık aldı. Okul yönetimi, açılma sürecinin pedagojik açıdan nasıl yürütülmesi gerektiğine ilişkin okulun psikiyatristi ve bir başka psikiyatrdan danışmanlık aldı. Bu görüşmeler benim doğrudan içinde olmadığım bir süreçti. Ancak ben de, bildiğim ve güvendiğim biri olduğu için diğer psikiyatr iel görüşmek istedim. Öğrencilere nasıl açılabileceğimi, bunun pedagojik olarak nasıl yürütülmesinin doğru olacağını konuştuk. Yapacağım konuşmayı anlattım. Kısa, net ve sade bir açıklamanın uygun olacağını söyledi.
“Haberleri gördün mü?”
11 Haziran’da ortaokul öğretmenlerine açıldım. Yaklaşık 30-40 öğretmenin bulunduğu toplantıda süreci paylaştım. Herkes son derece destekleyiciydi. İnsanlar yanıma gelip sarıldı. Ben ağladım, onlar ağladı. Hem benim cesaretime hem de okulun bu konudaki tutumuna dair çok olumlu geri bildirimler aldım. Ertesi pazartesi öğrencilerle buluştuk. Beşinci ve altıncı sınıflarda, yaklaşık 125 öğrencim vardı. İki yıldır birlikte olduğumuz, güçlü bağ kurduğum bir gruptu. Velilerle de çok iyi ilişkilerimiz vardı. Öğrenciler beni kimliğim üzerinden değil, kurduğumuz güven ilişkisi üzerinden seviyorlardı.
O gün son derste rehberlik etkinliği planlandı. Dersin konusu ayrımcılık ve zorbalıkla mücadeleydi. “Sınıfımıza Türkçe bilmeyen bir öğrenci gelse ne yapardık?” gibi senaryolar üzerinden empati çalışmaları yapıldı. Etkinlik sırasında ben de sınıflara girerek beş-altı cümlelik kısa bir konuşma yaptım. Bundan sonra hayatıma Zoe olarak devam edeceğimi söyledim.
Çocukların tepkileri çok çeşitliydi. Çok şaşıranlar oldu, uzun uzun bakanlar, göz göze gelemeyenler, benim adıma kaygılananlar vardı. Ama aynı zamanda şefkatle bakanlar, mutlu olanlar, “Ben zaten biliyordum” der gibi gülümseyenler de vardı. Benim için çok zor; ama çok kıymetli bir deneyimdi.
Aynı gün dersler bittikten sonra okul velilere bir duyuru gönderdi ve ismimin artık Zoe olarak kullanılacağını paylaştı. Akşam da okul psikiyatristinin yürüttüğü cinsel kimlik gelişimine ilişkin bir veli semineri vardı. Velilerin tepkilerini görebilmek için seminere anonim olarak katıldım. Çoğunluğu çok destekleyiciydi. “Bu hiçbir şeyi değiştirmiyor, öğretmenimiz aynı öğretmen” diyenler oldu. Yalnızca bir veli, çocuğunun eve bazı sorularla döndüğünü, örneğin peruk takıp takmayacağım gibi konularda kafasının karıştığını söyledi ve okulun yöntemiyle ilgili bazı çekincelerini dile getirdi. Bunun dışında genel yaklaşım olumluydu. Psikiyatrist de velilere çocuklarının sorularına kısa ve dürüst yanıtlar verebileceklerini, bilmedikleri konularda “Bilmiyorum” diyebileceklerini anlattı.
Salı, çarşamba ve perşembe günleri derslere girmeye devam ettim. Okulda öğrencilerin yeni ismime alışmaya çalıştığı, sorular sorduğu, gelip sarıldığı doğal bir uyum süreci yaşandı. Cuma günü ise dersin ortasında iki rehber öğretmen sınıfa gelerek beni dışarı çağırdı. Bana, “Haberleri gördün mü?” diye sordular. Görmediğimi söyledim…
“Öğrencilerime veda bile edemeden okuldan ayrıldım”
Sonrasında neler yaşandı?
Haberi bana okulda gösterdiler. Kişisel bilgilerimin, eski ve yeni ismimin, fotoğraflarımın yer aldığı korkunç bir haberdi. Fotoğrafım da sınıf grubunda bulunan bir kareydi. Bir öğrencinin yer aldığı fotoğraf kesilerek servis edilmişti. Bunu okul içinden biri dışında yapabilecek birinin olduğunu düşünmüyorum.
Şok oldum. Ağladım. Eşyalarımı topladım ve öğrencilerime veda bile edemeden okuldan ayrıldım. Benim için çok ağır bir andı. Eve gittim, arkadaşlarım yanıma geldi. Cuma günü haberler artarak........
