“Amedspor yalnızca bir kulüp değil, birçok Kürt için bir temsil alanı”
Akademisyen-yazar Vahap Coşkun’un “Sahadaki Kimlik: Amedspor” adlı kitabı, geçtiğimiz günlerde İletişim Yayınları tarafından yayımlandı.
Tanıl Bora’nın önsözünü kaleme aldığı kitabın ilk bölümünde futbolun toplumsal işlevi, kitlelerle kurduğu ilişki ve Amedspor’un öncülü Diyarbakırspor ele alınıyor.
İkinci bölümde ise kitabın saha araştırmasına katılanların görüşleri yer alıyor. Çalışmaya bu süreçte Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü (DİSA) ile Kürt Araştırmaları Merkezi’nin (Kurdish Studies Center-KSC) de katkısı bulunuyor.
Amedspor, Türkiye’de sporun ötesine taşan anlamlar yüklenen kulüplerden biri. Kürt kimliği, aidiyet, temsil ve görünürlük tartışmalarının kesişim noktasında yer alan kulüp, yıllardır yalnızca sahadaki sonuçlarıyla değil, maruz kaldığı toplumsal ve siyasal tartışmalarla da gündeme geliyor. Coşkun’un kitabı da bu çok katmanlı yapıyı anlamaya çalışıyor.
Vahap Coşkun’la, sahadaki mücadelenin ötesine geçen Amedspor’un temsil ettiği anlamları ve Türkiye’deki Kürt meselesiyle kurduğu bağı konuştuk.
Amedspor, Süper Lig’e çıktı: “Silav Super Lig!”
Tanıl Bora, kitaba yazdığı sunuşta erken Orta Çağ’da “şampiyon” kavramının farklı anlamlarına da dikkat çekiyor ve bu bağlamda şampiyonun kadınları, çocukları, “çaresizi” ve “garibanı” da temsil edebildiğini ifade ediyor. Araştırma katılımcılarının görüşü de bu yönde. Önceden futbolla alakası olmadığını söyleyen bazı katılımcılar dahi, “En büyük temsilcilerimizden biri” diyerek Amedspor’u işaret ediyor. Sizce Amedspor neyi ve kimleri temsil ediyor?
Katılımcıların büyük bir kısmı Amedspor’un Kürtleri temsil ettiğini ifade ediyor. Bu nedenle kulüp ile Kürt kimliği arasında doğrudan bir bağ kurulduğu görülüyor. Amedspor’un, ötekileri, mağdurları ve farklı toplumsal kesimleri temsil eden bir kulüp olarak düşünüldüğü de vurgulanıyor. Genel eğilim ise taraftarların büyük çoğunluğunun Amedspor’u Kürtlerin temsilcisi olarak gördüğü yönünde. Kulüp üzerine yapılan tespitlere göre taraftar yapısının üç temel özelliği var: Bunlardan ilki gençlik. Gençler yoğun biçimde Amedspor çevresinde bir araya geliyor. İkinci özellik, tribünlerde kadınların varlığı. Kadın taraftar gruplarının oluştuğu ve kadınların maç atmosferinde daha görünür hâle geldiği görülüyor. Bu da bize, kulübün kadınlar açısından da çekim merkezi olduğunu gösteriyor. Üçüncü özellik ise sosyal çeşitlilik. Farklı toplumsal statülerden insanların bir araya geldiği geniş bir taraftar kitlesi söz konusu.
Sorunun diğer kısmına gelirsek: Amedspor Kürtleri nasıl temsil ediyor, bundan ne anlıyoruz? Katılımcılar üç temel işaret üzerinden bunu açıklıyor. Bunlardan biri kulübün ismi ve bunun üzerinden kurulan duygusal bağ. Katılımcılar, sadece “Amed” isminin bile güçlü bir etki yarattığını ifade ediyor. Amedspor’un gördüğü destek de bu durumu ortaya koyuyor. Geçmiş dönemlerde taraftar desteği oldukça sınırlıyken, “Amed” ismini aldıktan sonra tribün ilgisinin belirgin biçimde arttığı görülüyor.
Tribünlerdeki tezahüratlar da Kürtlük vurgusunu güçlendiriyor. “Kîne em?” (Biz kimiz?) sorusuna verilen “Kurdin em” (Kürdüz) yanıtı da kimlik beyanı niteliği taşıyor. Müzik seçimleri, renkler ve görsel unsurlar da benzer şekilde Kürt kimliğiyle ilişkilendiriliyor.
Ayrıca Amedspor’un resmî hesaplarında Kürtçe paylaşımlara yer vermesi, bu açıdan sembolik bir kırılma olarak değerlendiriliyor. Sonrasında diğer bazı kulüplerin de benzer adımlar attığı görülüyor. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, Amedspor’un ismi, rengi, tezahüratları ve kültürel tercihleriyle Kürt kimliğiyle özdeşleştirildiği ve bu yönüyle daha görünür bir politik ve toplumsal temsil alanı oluşturduğu ifade ediliyor.
Görüşmeciler, Amedspor’u Celtic, St. Pauli ve Livorno gibi kulüplerle karşılaştırıyor. Siz ise kitapta Tractor Sazi Tebriz örneğine de yer veriyorsunuz. Amedspor’u bu örnekler arasında nereye konumlandırırsınız?
Bahsedilen kulüplerin ortak noktası, tarihsel olarak güçlü taraftar kültürlerine ve geniş uluslararası etkileşim ağlarına sahip olmaları. Ancak Amedspor görece daha yeni bir kulüp olduğu için doğrudan karşılaştırma yapmak zor. Yine de tabii ki benzerlikler bulunuyor. Dünyada bazı futbol kulüpleri ile kimlikler arasında güçlü özdeşlikler kurulabiliyor. Ve o takımlar, temsil ettikleri kimlikler üzerinden biliniyorlar. Örneğin Barcelona dünyanın her yerinde Katalanların, Athletic Bilbao ise Baskların temsilcisi olarak görülür. Livorno işçi sınıfıyla, St. Pauli ise ötekiler ve mağdurlarla özdeşleştirilir. Milan ile Inter arasında dahi tarihsel olarak sınıfsal ve kültürel ayrımlar üzerinden yapılan okumalar vardır.
Benzer bir örnek İran’daki Tractor kulübüdür. Tractor, Azerbaycan Türklerinin kimliğini kamusal alanda görünür kılmak için hemen her fırsatı değerlendiren bir kulüp olarak öne çıkıyor. Taraftar grubunun isminden stadyumdaki sloganlara kadar pek çok unsurda Türklük vurgusu görülür. İran’da Fars kimliğinin baskın konumu düşünüldüğünde, Amedspor’un da Kürt kimliğiyle özdeşleşmesi anlaşılabilir bir durumdur. Nitekim kitapta da görüleceği üzere bazı katılımcılar bunu doğrudan bu örnekler üzerinden açıklıyor. “Barcelona nasıl Katalanları temsil ediyorsa Amedspor da Kürtleri temsil ediyor” diyenler var. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var: Barcelona taraftarlarının tamamı Katalan milliyetçisi değildir. Bilbao taraftarlarının tamamı Bask milliyetçisi değildir. Celtic taraftarlarının tamamı da koyu Katolik değildir, hatta bugün bu kimlikle kurdukları ilişki geçmişe kıyasla oldukça farklılaşmıştır. Buna rağmen bu kulüpler belirli kimliklerin sembolik temsilcileri olarak görülmeye devam ederler. Aynı şekilde Amedspor taraftarlarının tamamının Kürt milliyetçisi olduğunu söylemek de doğru olmaz.........
