menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Okul baskınları ne anlatıyor, ne anlatmıyor?

15 0
16.04.2026

Türkiye’de Siverek ve Maraş’ta okullarda yaşanan ve ölümle sonuçlanan öğrenci saldırıları, toplumda haklı bir infiale ve endişeye yol açtı. Yaşamını yitirenlere baş sağlığı diliyorum, gerçekten çok zor bir durum. Bu yeni ve sarsıcı durumu anlamlandırmak için, dünyada bu fenomenin en yoğun yaşandığı ve en çok araştırıldığı ülke olan ABD’nin on yıllara yayılan deneyimlerine ve onların bu yaşananlardan ne dersler çıkardığına bakmak bir anlama yöntemi olabilir; çünkü yapılan binlerce akademik çalışma ve çok disiplinli çalışmalar, bu eylemlerin aniden ortaya çıkan “rastgele bir cinnet” vakası olduğu yönündeki genel kanıyı çürütüyor; aksine olayın sosyolojik, psikolojik, ekonomik ve günümüzde giderek artan şekilde dijital boyutları olan yapısal bir kriz olduğunu gösteriyor (Peter Langman’ın “Why Kids Kill: Inside the Minds of School Shooters” ve Peter Langman’ın “School Shooters: Understanding High School, College, and Adult Perpetrators” kitapları bağlamında.)

En azından ABD’de bu böyle ifade ediliyor. Türkiye’yi de bu gerçekten azade tutamayız. Meselenin birkaç katmanı var.

Bireysel ve psikolojik nedenlere bakıldığında, saldırganların genellikle derin bir sosyal izolasyon ve aile içi şiddet veya ihmal gibi olumsuz çocukluk travmalar yaşadıkları görülüyor. Metin analizleri ve psikolojik profillemeler, bu bireylerin iç dünyalarında sıradan insanlara kıyasla çok daha yüksek seviyede “aşağılanma”, “intikam alma arzusu” ve “narsisistik kırılganlık” taşıdıklarını ortaya koyuyor ABD’deki araştırmalar. Karşı tezler bu tür saldırıları yalnızca ağır şizofreni gibi klinik psikiyatrik hastalıklara bağlama eğiliminde olsa da araştırmalar faillerin ancak küçük bir kısmının ağır ruhsal hastalıklardan muzdarip olduğunu, çoğunun ise anksiyete, depresyon ve dışlanmışlık hissiyle hareket ettiğini gösteriyor. Bu bağlamda, birçok okul saldırısı aslında failin yaşamına son vermeden önce kendisini dışlayan sisteme bedel ödetmek istediği “kamuoyuna açık bir intihar” ritüeli olarak görülüyor.

Sosyolojik açıdan konunun en çarpıcı yanı, eylemcilerin neredeyse tamamının erkek olmasıdır. Bu durum, şiddetin sıklıkla “zedelenmiş maskülinite” ile ilişkili olduğu üzerinden........

© Bianet