Kapitalizm krizde, Marx mesaide
Önce küçük bir giriş notu. MEGA denen bir proje var. Marx-Engels-Gesamtausgabe kısaltması, yani Marx ve Engels’in bütün eserlerinin tarihsel tam basımı projesi.İlk MEGA girişimi 1920’lerde Sovyetler Birliği’nde David Ryazanov’un öncülüğünde başlıyor. İkincisi ise yani MEGA2 adlı proje 1970’lerde Berlin ve Moskova merkezli olarak yeniden başlıyor. 1989 duvarın yıkılmasından sonra da MEGA2 yapılandırılıyor.
MEGA2, Marx ve Engels’in el yazmaları, taslaklar, mektuplar, not defterleri, kenar notlarından oluşuyor ve ayrıca yayımlanmış metinlerin bütün gelişim süreçleriyle birlikte okumayı öngören devasa bir proje.
Birkaç yıl önce, İtalya’daki Pisa Üniversitesi’nde “Marx 201” adlı bir uluslararası konferans düzenlendi. Alt başlığı Alternatifleri Yeniden Düşünmek idi. Konferansa 13 farklı ülkeden akademisyenler katılarak tartışma yürüttüler. İşte bu tartışmalar kısa süre önce “Marx ile Alternatifleri Yeniden Düşünmek: Ekonomi, Ekoloji ve Göç” başlığıyla kitaplaştırıldı. Daha doğrusu üç-dört tema üzerinden seçmece bazı bildiriler kategorize edildi.
Buraya kadar olan kısmı bilgi idi. İçeriğe geçmeden önce bu sıcak havalarda ruhunuza iyi gelecek birkaç Marx magazini de eklemek isterim.
Mesela Marx inanılmaz titizmiş. Öyle ki, “Bir cümleyi on farklı şekilde kanıtlayamıyorsa onu yazmayı reddederdi,” deniyor.
Marx’ı bugün anlamanın rehberlerinden biri onun defterleri. 1838’den 1882’ye kadar okuduğu en önemli kitapların özetlerini ve yorumlarını içeren 200’den fazla okuma defteri var.
Örneğin, 1863’te Birinci Enternasyonal adına ABD Başkanı Abraham Lincoln'e köleliği kaldırdığı için bir tebrik mektubu yazmış. Kölelik bitmeden, Amerika’daki hiçbir bağımsız işçi hareketinin başarıya ulaşamayacağını, “siyah derili emeğin damgalandığı yerde, beyaz derili emeğin kendini özgürleştiremeyeceğini” savunmuş.
Marx, geç döneminde kapitalizmin evrensel ve tek çizgili bir tarih yolu olmadığını daha fazla fark ediyor. Rusya’yı, ABD’yi, Avrupa dışı toplumları incelemesi bu yüzden. 1870’te Rusça öğreniyor. Rusya üzerine kitap ve istatistik istiyor.
Mısır’da İngiliz-Fransız müdahalesi ve İskenderiye bombardımanı bağlamında bayağı öfkeleniyor. İsmail Paşa’nın limanlara yaptığı büyük harcamaların sonunda İngilizlerin savaş gemilerini rahatça yanaştırmasına yaradığını söylüyor ve adeta ironik küfürler savuruyor.
Paris’e gittiğinde polis tarafından fark edilip takibe alınıyor. O........
