menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bahçeli’nin önerileri üzerine

33 0
19.05.2026

Devlet Bahçeli’nin Türkgün gazetesine yazdığı süreç eksenli ve “yeni yol haritası” başlıklı yazı, süreç gündemini yeniden alevlendirdi. 

Yazının yayım saatine paralel, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum’un da bir yazısı AA’da yayımlandı. İki yazı, aynı söylemlerin farklı tonları… Uçum’un yazısı tesadüfen denk mi geldi, güçlendirmek için mi verildi yoksa AKP’nin de bakışı budur, demek için mi yazıldı bilemem. 

Bahçeli, Öcalan için “koordinatörlük” önerisini yineledi

Bahçeli’nin yazısına dair birkaç şey ifade etmek gerekirse:

Birincisi, açıklamaya ne büyük anlamlar yüklemek ne de tamamen negatif görmek doğru olur. Hatırlanacak olursa komisyon raporu sürecinde de en katı, en sert rapor MHP’nindi. Tamamen bir Türklük miti etrafında kurulan, sırtını güvenlik dışında bir şeye yaslamayan bir rapor idi. Anladığım kadarıyla bu biraz MHP’nin “kurumsal” bir yazı bıraktığı her mecrada, arşivlere geçen metinler olduğu bilinciyle kendine halel getirmeyecek bir çizgide duruyor. Ortak rapor elbette onların ifade ettiği gibi çıkmadı. Kısmen daha farklı oldu. Yine Sayın Öcalan’ın rapora dair değerlendirmeleri de yayımlandı ve raporu “önemli bir başlangıç” saydığını belirtti. Demek istediğim, MHP açıklamaları ne yazıldığı kadar sert dayatmalara sahip, ne de yazılmadığı kadar cömert metinler. Etkilerini şimdide değil, biraz orta ve uzun vadede ölçmek gerekir.

İkincisi, bu açıklamaların sürece katkı vermesi, TBMM ve yürütme erkini mekanizma kurmaya çağırması, müştereklere vurgu yapması, yeni yollar önermesi, bir şekilde sürecin devamını sağlaması, adını anmasa da Kürt meselesinin vardığı yerler, siyaset ve Öcalan’ın rolünü kabul etmesi son derece kıymetlidir. Hatta “kapsayıcı”, “siyasal/yasal bazı adımlar” atılması gerektiği gibi vurgular da sıfır noktasının bir tık üstünde olduğu için sahip çıkmak gerekiyor. Bahçeli, deyim yerindeyse duvarda yeni çatlaklar açmaya devam ediyor. Gerek Meclis gerek İmralı Adası ekseninde önerilen mekanizmaları elbette önemsemek gerekir. 

Üçüncüsü, MHP’nin rasyonel ve yol açıcı şekilde ifade ettiği bazı gerçeklerin yanında asla ana arterlere girmediğini de görüyoruz. Bu arterlerin her biri yarın öbür gün, süreci işlevsiz kılma kapasitesine sahip olduğu için önemsemek de gerekiyor. Somutlaştırarak devam edelim. 

Öcalan, 50 yıllık ve çok katmanlı davasının önderi olarak değil, kendi tarihsel rolünü sona erdirmenin koordinatörü olarak çağırılıyor. IRA – Real IRA karşılaştırılması üzerinden bu açıkça ifade ediliyor. Bu açıdan Öcalan gerçekliğine denk gelen bir yaklaşım değil. Çünkü özetle şu denmiş: “PKK fesih ve silah bırakma kararı aldı. Şimdi bu iş dağınık yürümemeli. Devlet bu süreci tek merkezden yönetsin. Öcalan da örgüt üzerindeki etkisini kullanarak silah bırakma ve tasfiye sürecini hızlandırsın. Ama bu rol Kürtlerin temsilciliği ya da Kürt haklarının savunuculuğu anlamına gelmesin.” Burada yapılan şey Öcalan’ın “siyasal” etkisini görmezden gelmek, onu siyasal bir alandan çıkarmak. Oysa bu süreçte üç günah olursa, ilk günah böylesi bir bakış olur derim. Çünkü gerçekçi değil, doğru değil, faydası da yok. MHP kendi bagajından sesleniyor, bunun dezavantajları da anlaşılabilir fakat en azından daha sağlıklı formüle edilebilirdi diye düşünüyorum.........

© Bianet