menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Katliam yasası”nın 2. yılında: Bu yasa direnişle silinecek

10 0
30.07.2026

2024 yılında kamuoyunda “katliam yasası” olarak anılan düzenleme yürürlüğe girdiğinde, sokakta yaşayan köpeklerin toplatılıp barınaklara kapatılmasını engellemek için verilen mücadele, yasanın geri çekilmesine odaklanıyordu.

İki yılın ardından yasa, yaşam hakkı savunucularına göre yalnızca hukuki bir düzenleme değil; hayvanlara yönelik nefreti körükleyen, toplumu kutuplaştıran ve etkileri gündelik hayata yayılan bir sorun hâline geldi. Sokaklardan kaybolan hayvanlar, kapasitesini aşan barınaklar, ölümle sonuçlanan toplama uygulamaları ve artan yaşam hakkı ihlalleri; savunucular için güvensizlik, yas ve adalet arayışını da beraberinde getirdi.

Araştırmalar, raporlar ve saha haberleri ise bu sürecin 2024’te başlamadığını; en az 2011’den bu yana adım adım inşa edilen bir “sokakları hayvansızlaştırma” politikasının devamı olduğunu ortaya koyuyor.

İki yıl önce binlerce kişinin itirazına rağmen yürürlüğe giren yasa, yaşam hakkı savunucularına göre hâlâ meşru değil. Bu nedenle 2 Ağustos’ta Kadıköy’de yeniden aynı çağrıyla bir araya gelecekler:

“Bu yasa kanla yazıldı, direnişle silinecek.”

YTÜ Davutpaşa Kampüsü’ndeki 128 köpek için öğrenciler nöbette

İki yılın ardından nasıl bir tablo var?

Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi, “katliam yasası”nın yürürlüğe girmesinden iki yıl sonra ortaya çıkan tabloyu “korkunç” olarak değerlendiriyor. İnisiyatife göre yasa yalnızca sokakta yaşayan hayvanları değil, barınaklardaki ve evlerdeki hayvanları da etkileyen yaygın bir şiddet ortamı yarattı.

Bugün yaşananların temel nedenlerinden birinin yıllardır uygulanmayan kısırlaştırma politikaları olduğunu savunan inisiyatif, birçok mahallede sokakta yaşayan köpeklerin neredeyse tamamen ortadan kaldırıldığını belirtiyor:

2024 yılında kendilerinin getirdiği Hayvanları Koruma Kanunu’nun sadece kısırlaştırma maddesini yerine getirselerdi, bugün tek tek toplayıp öldürdükleri köpeklerin büyük bölümü hiç doğmamış olacaktı.

2024 yılında kendilerinin getirdiği Hayvanları Koruma Kanunu’nun sadece kısırlaştırma maddesini yerine getirselerdi, bugün tek tek toplayıp öldürdükleri köpeklerin büyük bölümü hiç doğmamış olacaktı.

İnisiyatife göre son iki yılda yalnızca hayvanlara yönelik yaşam hakkı ihlalleri artmadı; onları korumaya çalışan gönüllüler ve yaşam hakkı savunucuları da daha fazla hedef hâline geldi. Daha önce istisnai görülen bazı şiddet biçimlerinin olağanlaştırılmaya çalışılması, hayvanlara yönelik şiddetin toplumsal düzeyde meşrulaştırılması riskini büyüttü.

Ortaya çıkan tablo, savunuculara göre yalnızca sayılarla ya da hukuki süreçlerle açıklanamaz. Yaşananlar, mahallelerin gündelik hayatını ve insanlar ile hayvanlar arasında yıllar içinde kurulan birlikte yaşam deneyimini de dönüştürüyor.

“Kıyamet günü sorulacak: Öldürülmemesi gerektiği halde köpekleri niye öldürdün?”

Boş kalan kaldırımlar…

Ülke genelinde çizilen tablonun mahallelerdeki karşılığını Maltepe Yaşam Hakkı Savunucuları anlatıyor. Oluşuma göre son iki yılda değişen yalnızca sokakta yaşayan hayvanların sayısı değil; mahallelerin gündelik yaşamı, insanlar ile hayvanlar arasında kurulan bağ ve güven duygusu da oldu.

Köpeklerin toplanması sonrası sokaklar ve mahallelerimiz bizlere daha güvenli hissettirmiyor; şimdi boş olan, onların hep uyudukları kaldırımlar bizlere gasp edilen bir hayatı hatırlatıyor.

Köpeklerin toplanması sonrası sokaklar ve mahallelerimiz bizlere daha güvenli hissettirmiyor; şimdi boş olan, onların hep uyudukları kaldırımlar bizlere gasp edilen bir hayatı hatırlatıyor.

Maltepe Yaşam Hakkı Savunucuları,........

© Bianet