menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şemsa Özar: Kürtlerin, barışın, yaşamın dostu

50 0
21.04.2026

Türkiye, şubat ayında çok kıymetli bir akademisyenini kaybetti. Boğaziçi Üniversitesi hocalarından sevgili Şemsa Özar, kamu akademisyeni nasıl olmalı sorusunun tüm yaşamıyla bir göstergesiydi. Nitekim ardından öğrencileri, akademiden dostları ve yoldaşlarının en çok vurguladığı konulardan biri, onun akademik bilgisini toplumla paylaşması ve toplumdaki sorunlara sessiz kalmayıp bu sorunların çözümü için rol alması ve toplumsal mücadelelerin içinde yer almasıydı.

Şemsa Özar, vefatının ardından daha çok Türkiye’de feminist iktisada katkılarıyla anıldı. Benim ise Şemsa Hoca’yla tamamen başka bir hikâyem var. Şimdi sizlere bu hikâyeyi anlatmak istiyorum.

Prof. Dr. Şemsa Özar hayatını kaybetti

Kadın girişimcilikten zorunlu göçe

2002 yılında, ilk oğlum Bawer’e hamileyken Şemsa Hoca’yla tanıştım. O zaman Diyarbakır’da Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın bir projesini yürütüyordum ve tüm bölgede kadın girişimciliğini geliştirmek adına çeşitli çalışmalar yapıyordum. O dönem, biraz da uluslararası kuruluşların ittirmesiyle, “kadın girişimciliği” bize kadınları yoksulluktan kurtaracak sihirli bir değnek gibi geliyordu. Bölgenin her yerinde kadın girişimcilik projeleri başlamıştı. Bol bol eğitim veriliyor, bol bol sertifika dağıtılıyordu. Bir müddet sonra her yer “sertifikalı, işsiz, mutsuz” kadınlarla doldu.

Böyle bir atmosferde Şemsa Hoca’yla bir araya geldik. Şemsa Hoca ise ısrarla, ülkede ve Bölge’de[1] kadın girişimciliğini destekleyecek bir ortam olmadan bu işlerin yürümeyeceğini hem bizlere hem yetkililere söyleyip duruyordu.

Peki neydi Bölge’deki ortam?

1990’larda PKK ile savaş gerekçesiyle 3 binden fazla köy boşaltılmış, bir kısmı da yakılmıştı. Köyleri boşaltılan ve yakılan Kürt köylüler –ki resmi rakamlara göre 1 milyon 200 bin kişi, insan hakları örgütlerinin rakamlarına göre 3 milyon kişi– kendilerini canhıraş Batı’nın ve Bölge’nin kent merkezlerine atmışlardı. Kentin en yoksul bölgelerine yerleşen bu “istenmeyen misafirler”, doğrusu kent halkı tarafından da görünmüyorlardı; daha doğrusu görünmek istenmiyorlardı.  Zorunlu göçe maruz kalmış bu insanlar için bir şeyler yapmak istiyorduk.

Bir grup arkadaşımla birlikte Kalkınma Merkezi isminde bir dernek kurduk. Şemsa Hoca da derneğimizin yönetimine girdi. “Önce araştıralım, bu insanların bugün kentlerdeki yaşam koşullarına bakalım,” dedi. Böylece Kalkınma Merkezi’nin ilk araştırması olan “Zorunlu Göç ve Diyarbakır” araştırmasını Şemsa Hoca’nın koordinasyonunda, 2006 yılında yaptık. Şemsa Hoca aylarca, zorunlu göç mağdurlarının yerleştiği kentin çeperindeki mahallerde gece gündüz gönüllü olarak çalıştı.

Zorunlu göçle kent varoşlarına gelen bu insanların yaşam koşullarını yakından gözlemleyince, Şemsa Hoca bu konuda daha fazlasını yapmak istedi. Nitekim o yıllarda Handan Çağlayan ve Ayşe Tepe Doğan ile birlikte, Kürt kadınların zorunlu göç deneyimlerini anlattığı “Ne Değişti?” isimli kitabı yazdılar.

ZORUNLU GÖÇ DENEYİMLERİ

Kürt Kadını İçin Göç Yeri de Mücadele Yeri

Bu çalışmaların yanı sıra, Diyarbakır’dan Van’a zorunlu göç konusunda yapılan toplantılara Şemsa Hoca katılıyor ve belediyelerin zorla yerinden edilmiş bu insanlara ilişkin politikalarının geliştirilmesine yardımcı oluyordu. Bir yandan da 5233 sayılı Tazminat Yasası’nın handikapları üzerine çalışıyorduk. Devletin zorunlu göç mağdurları için çıkardığı bu yasanın doğru düzgün uygulanması için politika önerileri geliştiriyorduk. Bazı şeyler trajikomikti. Örneğin, yakılan ve boşaltılan köylere tazminat verirken devlet alfabetik sıraya koymuştu. Düşünün, köyünüzün ismi Z harfi ile başlıyorsa, 30 yıl geçiyor ama size sıra gelmiyordu.

O yıllarda Şemsa Hoca’yla sık sık Van’da bir kürsüde oturmuş, göç mağdurları ile konuştuğumuzu hatırlıyorum.

Bir yandan kentlerde zorunlu göç mağdurları ile çalışırken, öte yandan da kırsal alanlarda kalkınma projeleri yapmaya çalışıyorduk. Burada şunu belirtmeden geçmek istemem. Şemsa Hoca sadece benim değil, birlikte çalıştığı herkesin kalkınmaya bakış açısını değiştirmiş ve dönüştürmüştü. İnsanların yapabilme/eyleyebilme kapasitelerinin genişlemesinin, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi belirli temel hizmetlere erişim kadar, üzerlerindeki baskı ve zulmün ortadan kaldırılmasına da bağlı olduğunu sık sık vurgulardı. Şemsa Hoca, bu kalkınma programlarında soruyu baştan doğru sormamız konusunda bizleri sürekli teşvik ediyordu: Değer verdiğimiz türden bir yaşamı kurma özgürlüğümüz var mı? Ya kalkınma adına yaşamın çeşitliliğini yok edersek? Kim, kime göre yoksul? Adalet ve eşitlik olmadan kalkınma olur mu? Onurlu yaşam hakkı kalkınmanın neresinde? Eşitsizlikleri göz ardı eden bir kalkınma neye yarar?…

Nitekim 2008 yılında Özyeğin Vakfı’nda çalışmaya başladığımda da, Vakıf bünyesinde başlattığımız Kavar Kalkınma Programı’na Şemsa Hoca’nın muazzam bir katkısı olacaktı. 90’lı yıllarda boşaltılan/yakılan ve korucu olmaya zorlanan Kavar Havzası’nın köylerinde yürüttüğümüz Kavar Kalkınma Programı’nın sadece yazılmasında değil, beş yıl süren uygulamasında da Şemsa Hoca yanımızdaydı. Bugün bile söyledikleri zihnimde:

“O insanların yaşam tahayyülünü, onların isteklerini, arzularını dikkate al. Sakın onlar için kalkınma projesini sen çizme. Sen sadece yolu aç ve onlara sor. Onlar ne istiyorlar, orada nasıl bir yaşam istiyorlar? O yaşama ulaşabilmeleri için onların kapasitelerini, seçeneklerini artırın.”

Kalkınmanın nasıl insanileştirileceği, insan haklarıyla ilişkisini görmemizi sağlardı Şemsa Hoca. “Kalkınma” söyleminin Bölge’nin sorunlarını nasıl örtbas ettiğine dair tutumunu net bir biçimde ortaya koyardı her zaman. Hepimize kalkınmanın “ne olmadığını” çok iyi öğretmişti Şemsa Hoca. Ve elbette iktisadın da! İktisadın da kalkınmanın da merkezinde insan vardı. İnsanı görmeyen, ona değer vermeyen tüm politikalar ve programlar çuvallamaya mahkûmdu.

Kavar, o yıllar Şemsa Hoca’nın hayatında büyük bir yer edindi. Kavarlılarla kurduğu derin bağ, ömrü boyunca devam etti.

FEMİNİZM, EKOLOJİ, TOPLUMSAL DİRENİŞ

Feminist İktisat, Uluslararası Feminist İktisat Birliği ve Şemsa Özar üzerine

2010’lar, Türkiye’nin Kürt sorununda da rahatlama dönemine girdiği yıllardı. Şemsa Hoca, bu yıllarda okuldaki derslerden kalan vaktinin çoğunu Diyarbakır’da benimle birlikte geçirdi. Kimi zaman yeni yeni kurulan Kürt belediyelerinin strateji geliştirme çalışmalarına destek verdi, kimi zaman Kürt........

© Bianet