menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Muhalif gazetecilik olur mu?

12 0
03.04.2026

Geçtiğimiz hafta sonu Ankara’da Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin düzenlediği “Muhalif Medya’nın Açmazları” başlıklı panel, önemli bir tartışmayı yeniden gündeme taşıdı. Katkı sunan herkese bu ortak düşünme zemini için teşekkür etmek gerekir.

Ancak bu tartışma, beraberinde daha temel bir soruyu da zorunlu kılıyor:Gazetecilik tam olarak nerede durur?

“Muhalif medya var mı?” sorusu sıkça soruluyor.  Ama belki de asıl mesele bu değil.Çünkü gazeteciliği yalnızca “muhalif” ya da “yandaş” gibi sıfatlarla tartışmak, onun toplumsal rolünü eksik tarif etmek anlamına geliyor. Bu kavramlar bir gerçekliğe işaret etse de, gazeteciliğin özünü açıklamıyor.

Neden “muhalif hekim” demiyoruz?Çünkü bazı meslekler vardır; onları siyasal konumla değil, etikle tanımlarız.

Hekimlik gibi…Ve aslında gazetecilik de böyledir.

Gazetecilik, yasama, yürütme ve yargının yanında duran bir güç değildir. Aksine, bu erkleri denetleyen, onları izleyen ve gerektiğinde sorgulayan bir kamusal işleve sahiptir.

Ama biz yıllardır başka bir dili normalleştirdik:“Muhalif medya”, “yandaş medya”, “ana akım medya”…

Bu kavramlar ilk bakışta tanımlayıcı gibi duruyor. Ama fark etmeden gazeteciliğin ruhunu değiştiriyor.

Çünkü gazeteciyi yaptığı işle değil, kime karşı durduğuna göre tarif ediyor.

Türkiye’de “muhalif medya” dediğimizde aslında neyi kastediyoruz?

Çoğu zaman şunu:İktidarın dışında kalan, eleştiren, sorgulayan medya.

Bu, bir gerçekliğe işaret ediyor. Ama bu bir tanım değil.

Daha çok bir boşluğun adı.

Çünkü........

© Bianet