menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir ’iş kazasının’ bitmeyen hikayesi: Engellilik, bakım emeği ve adalet arayışı

34 0
21.07.2026

Kocaeli Dilovası’nda Gürdesan Gemi Makineleri fabrikasında CNC operatörü olarak çalışan Taner Göze’nin yaşamı, 2023’te yaklaşık 500 kilogramlık bir parçanın başına çarpmasıyla tamamen değişti.

Ağır beyin travması geçiren, kalıcı sağlık sorunlarıyla ve epilepsi nöbetleriyle yaşamaya başlayan Göze’nin “iş kazası” olarak kayıtlara geçen hikâyesi, yalnızca bir işçinin değil, bakım sorumluluğunu üstlenen eşi Ebru Göze’nin de hayatını yeniden şekillendirdi.

Göze çifti, ihmallerle örülü çalışma koşullarını, görünmeyen bakım emeğini ve yıllara yayılan adalet mücadelesini anlattı.

500 kiloluk parçanın değiştirdiği hayat

‘İş kazası’ olayının nasıl gerçekleştiğini anlatabilir misiniz? 

Taner Göze: Şu an 32 yaşındayım. Bundan üç yıl önce CNC operatörü olarak çalıştığım fabrikada tamir edilecek parçanın uygun olmayan bir tezgâha bağlanması sonucunda, 500 kg’lık bir parça tezgâhtan fırlayarak arkam dönük bir şekildeyken kafama isabet etti.

Çarpanın etkisiyle yarım metrelik bir platformdan birkaç metre beni fırlatmış ve yüz üstü yere düşmüşüm. Aldığım darbe sonucunda kafatasımda ciddi kırıklarla birlikte içe doğru çökme oluşmuş ve burnumda ki parçalı kırıklarla olay yerinde bilincimi kaybetmişim.

Sizce bu olayın yaşanmasının sebebi neydi? Bize çalışma koşullarınızı da anlatır mısınız?

Ustabaşı başta olmak üzere tüm sorumlular yaptığımız uyarıları dikkate almıyorlardı. Uygun olmayan parçalar ciddi riskleri barındırmasına rağmen zorlama yollarla CNC tezgahına yerleştiriliyordu.

Güvenlik siviçleri (çalışma alanında tehlike anında enerjiyi keserek veya kilitleme yaparak iş kazalarını önleyen endüstriyel algılayıcı donanım) iptal edilerek hiç durmadan çalışmamız saplanıyordu. İş sağlığı güvenliği önlemleri ya hiç alınmıyordu ya da yüzeyseldi.

Sürekli küfür ve hakaretleri de içinde barındıran mobbinge maruz kalıyorduk. Aldığımız ücret ise asgari ücretin bir tık üstüydü. Tüm bunlardan dolayı bir taraftan iş arama çabası içindeydim ki bu olay oldu.

"Uyarılarımız önemsenmedi"

Çalıştığınız iş yerinde sendika var mıydı ve yaşanan bu ‘kaza’ da tutumu nasıldı?

Hak-İş’e bağlı Özçelik-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu bir fabrikaydı. Bu işyerinde ‘iş kazaları’ benimle başlamış değil ki; daha önce de ağır yaralanmaların ve ölümlerin olduğu olaylar olmuştu.

Daha yakın zamanda bir işçi aynı fabrikada öldü. Sendikaya makinelerin bakımından iş güvenliği önlemlerine kadar birçok talebimiz oluyordu ama hep geçiştiriliyorduk. Olaydan 2 ay önce ki uyarılarımız önemsenseydi bu ‘kaza’ başıma gelmezdi.

Sendika temsilcilerinin ağzından çıkan sözlerin hiçbir anlamı olmadığını süreç içinde anladım. İşçiden yana değil patrondan yana tavır alan tutumları var, özetle sendikanın adı var kendisi yok.

Patronlarınız yaşadığınız bütün bu süreçlerde size nasıl yaklaştı?

İlk olarak hastanenin önünde babam, amcam ve arkadaşlarımın yanına gelerek üst perdeden küçümseyen konuşmalarla yakınlarımı tahrik etmişler. “Ölüm Allah’tan gelir” gibi cümlelere sığınarak sorumluktan kaçma çabası başından beri vardı.

Babamın, “Siz benim oğlumu buraya yaşasın diye getirmediniz, ölürse ifade vermesin diye getirdiniz” şeklide sözleri sanırım her şeyi özetliyordur.

Mahkeme sürecini uzatan tavırları ve süreç içerisinde ayağına çağırarak komik tazminatla konuyu kapatmaya çalışmaları yetmemiş gibi şimdi de mahkeme süreçleri aleyhlerine ilerlediği için babamı işten çıkarmışlar. Bildiğimiz patron tavrı dışında anlatacak çok fazla bir şey yok.

İş yükü ağır, kaza çok; önlem ve ceza yok

"Doktorun özverisiyle hayattayım"

Olaydan sonraki süreç nasıl gelişti?

‘Kaza’ olduktan sonra ilk yardım yapılmamış. Boyunluk gibi bir sağlık ekipmanı takılarak hareket ettirmeden ambulans beklenmesi lazımken, fabrika içinde farklı konumlara götürerek sürekli yer değiştirip daha fazla sarsılmama neden olmuşlar.

Bu da yetmezmiş gibi ambulansı çok geç aramışlar ve gelmesini beklemeden servis arabasına oturur pozisyonda koruyucu sağlık ekipmanı takılmadan karga tulumba bindirip yola çıkmışlar.

Babamla aynı işyerinde çalıştığımız için o da olayı duyup gelmiş ve aynı araca binmiş. Babam yolda giderken daha teşekküllü ve yakın olan hastaneye götürelim demesine rağmen şoför, patronun devlet hastanesine götürün dediğini söyleyerek Gebze Fatih Devlet Hastanesi’ne getirilmişim.

Hastaneye vardığımda doktorum izinli olduğu için gitmek üzeriymiş ama buna rağmen beni acil ameliyata almış. Doktorumun özel çabası değerlidir, bana söylediğine göre yaşama şansım yüzde beş kadar anca varmış. Doktorumun o güne kadar ki en büyük ameliyatı........

© Bianet