menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Feminist bir tahayyül olarak utancın taraf değiştirmesi

55 0
15.08.2026

Gisèle Pelicot’nun davasını ilk kez 2024 yılının sonlarında duydum. Derste bir öğretmenimin “etik” konusundan bahsederken davadan örnek vermesiyle Gisèle’i ve davasını hemen internette aratmıştım. Haberleri ve hakkında çıkan yazıları okurken karşıma çıkan bir cümle, erkek egemen dünyaya bakış açıma yeni bir boyut kazandırmıştı: “Utanç taraf değiştirmeli.”

Bugüne kadar yakın çevremde ve medyada gördüğüm, kadın olarak dünyaya geldiğimiz andan itibaren deneyimlediğimiz erkek tahakkümüne, erkek egemenliğine ve erkek şiddetine karşı, ister istemez kendimizi suçladığımız, “Neyi farklı yapabilirdim?” diye düşündüğümüz zamanlar oluyor. Bilinçaltımıza ve dünyaya hükmeden patriyarka kadınların kendi benliklerine bakış açılarını da işgal etmiş durumda!

Fakat “utanç taraf değiştirmeli” cümlesi, erkek şiddeti hakkında çok basit bir şey söylüyordu: “Biz kadınlar neden utanalım?”

Gisèle’in hikâyesinde okuduğum bu cümle, bugün bile kendimle kurmaya çalıştığım feminist ilişkinin temel taşlarından biri oldu. Bu yüzden, fikrimce, Yaşama Övgü’yü yalnızca Gisèle Pelicot’un yaşadıklarını anlattığı bir kitap olarak değil, kendini “aktif bir özne”olarak yeniden inşaa eden, maruz bırakıldığı tecavüzlerden ve şiddetten ibaret olmadığını gösteren bir kadının mücadelesi olarak okudum.

Dolayısıyla, Gisèle’in tecavüz davasını “anonim bir mağdur” özneden “kimliği açık bir tecavüz kurtulanı” öznesine dönüştürmesi aynı zamanda bir kadının kendisine bakışını da değiştiriyordu. Erkeğin psikolojik, ekonomik, fiziksel ve cinsel şiddetine karşı utancı, kötülüğü ve suçu amasız ve fakatsız biçimde faile atfetmek, insanın kendisiyle kurduğu ilişkiyi de onarabilecek bir başlangıç noktasıydı. 

Gisèle yıllar boyunca eski eşi Dominique tarafından uyutularak yabancı erkekler tarafından tecavüze uğradı. Dominique’in verdiği ilaçlar ve uyuşturucular nedeniyle hafıza sorunları yaşarken yalnızca “hasta” olduğunu düşünmüştü. Bir gün Dominique’in bir alışveriş merkezinde kadınların etek altı görüntülerini çekerken yakalanması ve polis tarafından telefonunun ve bilgisayarının incelenmesiyle, Gisèle’in yaklaşık dokuz yıl boyunca yabancı erkekler tarafından tecavüze uğratıldığı ortaya çıktı.

Gerçekleri öğrendiğinde Gisèle, aynı zamanda yıllardır kendi hayatı hakkında bildiği şeylerin gerçek olmadığını fark etti. Kendisini hasta zannettiği yıllar, bedenindeki değişiklikler, hafıza kayıpları, hayatındaki boşluklar ve Dominique’e duyduğu güven bir anda karmakarışık bir hal........

© Bianet