menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Gülten tahliye istedi: Kızımla yaşayabileceğim anlar eksilmesin

26 0
03.09.2026

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Ramazan Gülten, duruşmada yaptığı savunmada hakkındaki suçlamaların dört başlıkta toplandığını belirterek tahliyesini talep etti. Gülten, suçlamalara konu işlemlerde kişisel menfaat sağladığına veya örgütsel talimatla hareket ettiğine ilişkin somut bir delil bulunmadığını savundu.

Gülten, Mimari Estetik Komisyonu ve silüet onay süreçleri, imar planı süreci, belediye encümeni tarafından gerçekleştirilen gelir getirici ihaleler ve örgüt üyeliği iddiasıyla suçlandığını söyledi.

Silüet onaylarıyla ilgili suçlamanın hukuka aykırı olmadığını savunan Gülten, Mimari Estetik Komisyonu’nun 2019 öncesinde de bulunduğunu ve sürecin daha şeffaf ve kurumsal hale getirildiğini belirtti. Gülten, hakkında menfaat talep ettiğine ilişkin doğrudan bir beyan ya da somut bir fiil ortaya konulmadığını söyledi.

İmar planına ilişkin suçlamaya da değinen Gülten, o dönemde İmar Şube Müdürü olduğunu ve imar planı hazırlama ya da belediye meclisine sevk etme yetkisinin bulunmadığını ifade etti. Gülten, bu eyleme ilişkin müşteki, tanık ve etkin pişmanlık beyanlarında da isminin geçmediğini belirtti.

Belediye encümenindeki görevine ilişkin suçlamalar konusunda ise bunun kişisel tercihiyle üstlendiği bir görev olmadığını, makamından kaynaklanan kurumsal bir sorumluluk olduğunu söyledi. Söz konusu ihalelerin belediyenin mal veya hizmet satın aldığı değil, belediyeye gelir sağlayan ihaleler olduğunu belirtti.

“Örgütsel talimat aldığıma dair tek bir kayıt yok”

Örgüt üyeliği suçlamasını da reddeden Gülten, hakkındaki iletişim ve teknik takip kayıtlarının kamu görevinin gerektirdiği iş ve mesleki temaslardan ibaret olduğunu savundu.

Gülten, örgütsel hiyerarşi içinde hareket ettiğini gösteren herhangi bir maddi olgu bulunmadığını belirterek, “Sözde örgütsel hiyerarşi içerisinde bağlı olduğum ve kendisinden talimat aldığım ileri sürülen örgüt yöneticileri ile aramda tek bir iletişim kaydı dahi bulunmamaktadır” dedi.

20 yıldır şehir plancısı, 17 yıldır kamu emekçisi olduğunu belirten Gülten, meslek hayatı boyunca imar mevzuatını uygulamak ve hukuka aykırı yapılaşmayla mücadele etmek için çalıştığını söyledi.

Gülten, hakkındaki dört suçlama başlığının hiçbirinde kişisel menfaat sağladığına, bir başkasına menfaat sağlamak amacıyla hareket ettiğine veya hukuka aykırı talimat aldığına ilişkin somut bir fiil ortaya konulmadığını ifade etti.

“Kızımla yaşayabileceğim anların eksilmesini istemiyorum”

Savunmasının son bölümünde kızıyla ilgili konuşan Gülten, tutukluluk sürecinde çocuğunun hayatındaki önemli anları kaçırdığını söyledi.

Eşinin kendisini kızının hayatının içinde tutmaya çalıştığını anlatan Gülten, “İlk adımlar ve ilk yaş günü geride kaldı. Biz de geride kalanları saymak yerine birlikte atacağımız binlerce adımı düşünmeyi öğrendik” dedi.

Gülten, mahkemeden geçmişte kaçırdığı anları geri vermesini istemediğini belirterek, “Ancak bundan sonra kızımla yaşayabileceğim anların da eksilmemesini istiyorum” diye konuştu.

Yargılamadan kaçma düşüncesinin olmadığını belirten Gülten, ailesinin, yaşam düzeninin ve mesleki bağlarının Türkiye’de olduğunu söyledi. Savunmasının alındığını ve delillerin dosyaya girdiğini ifade eden Gülten, tutukluluğun devamının artık gerekli ve ölçülü olmadığını savundu.

Gülten, konuşmasının sonunda mahkeme heyetine, “Tahliyemi talep ediyorum” dedi.

Gökçe’nin avukatı Yazgan: “Hiç kimse mahkemenin tebaası veya nesnesi değildir”

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Doç. Dr. Buğra Gökçe’nin avukatı Aynur Yazgan, duruşmada yaptığı savunmada uzun süren tutukluluklara tepki göstererek tüm sanıkların serbest bırakılmasını talep etti.

Tutukluluğun bireysel özgürlük hakkını ihlal ettiğini belirten Yazgan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının doğuştan gelen temel hak ve özgürlüklere sahip olduğunu vurguladı.

Yazgan, “Hiç kimse mahkemenin tebaası veya nesnesi değildir. Özgürlük ve güvenlik hakkı ne savcılığa ne de mahkemeye devredilmiştir. Hiç kimsenin özgürlüğüne bir saniye bile fazla müdahale edilemez” dedi.

“Basmakalıp kararlarla tutukluluk sürdürülemez”

Anayasa’nın 9 ve 10. maddeleri ile Anayasa’nın başlangıç ilkelerine atıfta bulunan Yazgan, mahkemelerin yetkilerini millet adına bağımsız ve tarafsız şekilde kullanması gerektiğini söyledi.

Tutukluluğun........

© Bianet