menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Atölye BİA’da Yargı Haberciliği Atölyesi yapıldı

34 0
04.03.2026

Atölye BİA’da bu yılın ilk atölyesi olan Yargı Haberciliği Atölyesi, dün (3 Mart) üç ayrı oturumla gerçekleştirildi.

Atölyede, bianet Hukuk Danışmanı avukat Fikret İlkiz “Yargı Süreçleri, Haklar ve Gazetecinin Sorumluluğu” başlıklı oturumda gazetecilerin yargı süreçlerinde karşılaştıkları hukuki çerçeveyi ele aldı.

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi ve bianet Medya Gözlem Raportörü Erol Önderoğlu gazetecilik hakları açısından dava izleme deneyimini aktarırken, gazeteci Elif Akgül ise yargı dosyalarından haber üretmenin yöntemleri ve sahadaki pratikler üzerine katılımcılarla deneyimlerini paylaştı.

Yüz yüze gerçekleştirdiğimiz atölyede katılımcılar, yargı haberlerinde kullanılan hukuki kavramlardan dava süreçlerinin izlenmesine, iddianame ve karar metinlerinin okunmasından haber yazımına kadar farklı başlıklarda tartışma ve uygulamalara katıldı.

“'Dezenformasyon yasası' değil, TCK’ye eklenen bir madde ”

Atölyenin ilk oturumunda konuşan avukat Fikret İlkiz, yargı haberciliğinde kullanılan kavramların doğruluğuna dikkat çekti. Kamuoyunda yaygın biçimde kullanılan “dezenformasyon yasası” ifadesinin hukuki olarak doğru olmadığını belirten İlkiz, söz konusu düzenlemenin ayrı bir yasa değil, Türk Ceza Kanunu’na (TCK) eklenen bir madde olduğunu anlattı.

2022’de kabul edilen düzenlemeyle TCK’nin 217. maddesinden sonra 217/A maddesinin eklendiğini hatırlatan İlkiz, bu maddenin başlığının “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” olduğunu söyledi. Bu nedenle yargı haberciliğinde “dezenformasyon yasası” demek yerine doğrudan TCK 217/A maddesine atıf yapılmasının daha doğru olacağını vurguladı.

Yargı haberciliğinde gazetecilerin hukukçu gibi bütün mevzuatı bilmesinin beklenmediğini ifade eden İlkiz, ancak haber yazarken ilgili kanun maddesinin mutlaka açılıp okunması gerektiğini söyledi. İlkiz, özellikle ceza maddelerinin içeriğini ve yaptırımlarını bilmenin, hem haberin doğruluğu hem de gazetecinin hukuki sorumluluğu açısından önemli olduğunu belirtti.

Sunumda ayrıca, söz konusu suçun basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde cezanın artırılabildiğine de değinildi. Sosyal medya paylaşımlarının da bu kapsamda değerlendirilebileceğini belirten İlkiz, yargı haberlerinde yalnızca suç isnadının değil, ilgili kanun maddesinin, ceza aralığının ve hukuki tartışmaların da doğru biçimde aktarılması gerektiğini ifade etti.

Gazetecinin görevi netlik kazandırmak

Atölyenin “Gazetecilik Hakları Bakımından Dava İzleme Deneyimi” başlıklı ikinci oturumunda konuşan RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, yargı haberciliğinde duruşmada yaşananları aktarırken yalnızca “ne oldu”yu değil, yaşananların yasal referanslarını da anlamaya çalışmanın önemini vurguladı. Bunun zamanla gelişen bir beceri olduğunu belirten Önderoğlu, donanımın yalnızca masa başında değil, sahada biriken deneyimle de kurulduğunu söyledi.

Önderoğlu’nun üzerinde durduğu temel meselelerden biri, Türkiye’de sık görülen “iddiasıyla” diliydi. Bir haberin “iddiasıyla” başlayıp aynı metin içinde o iddianın doğrulanmaması ya da çürütülmemesi halinde bunun habercilik açısından sorunlu olduğuna dikkat çeken Önderoğlu, gazetecinin görevinin iddia düzeyinde dile getirilen sürece netlik kazandırmak olduğunu ifade etti. “İddiasıyla” ifadesinin ancak, o iddiayı doğrulatmak için gösterilen çabanın haberde görünür........

© Bianet