menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dilan Karaman’ın ardından: Hakikat neden eksik?

30 0
12.03.2026

ilan Karaman’ı çok iyi tanırım. Kendisi ile hiç yüzyüze gelmedim. Kendisiyle Fiskaya Kafesinin terasında bir yandan Hevsel bahçelerini izlerken bir çay eşliğinde derin sohbetlerim de olmadı.

Barış için bir miting, şiddete uğramış kadınlar için bir eylem ya da sokak hayvanlarının yaşam hakkı için bir kampanya örgütlerken de yanyana durup koşturanlardan olmadım. Ama ben Dilan Karaman’ı çok iyi tanırım.

Bunu şu an sadece Dilan için de demiyorum; Kürt Özgürlük Hareketi’ni en çok da kadınlar üzerinden tanıdım ben. Bu öyle bir tanıma hali ki; ilk bir ‘merhaba’dan sonra kendimi en güvenli hallerim ile bu hevallerin yanında buldum her zaman. Kürt Özgürlük Hareti’nden ilk tanıdığım kadın olan Türkmen Demirel’den bana kalmış bir miras da olabilir bu.

Bundan uzun yıllar öncesinde Üniversite’ye daha yeni başlamışken evlerinin bir balkon sohbetindeki duruşu, siyaseti kavrayışı, anlatışı, kendisine olan özgüveni ile benim açımda her anlamda Özgür Kadın’ın bir kişideki temsili olmuştu kendisi.

Sonrasında hayatın, mücadelenin bir çok sahasında başka sosyalist hareketlerden kadın yoldaşları, hevalleri tanımaya devam ettim. Hatta buna dair kafamda yazmaya başladığım ‘kadınların yoldaşlığı’ başlıklı yazımı geçen 8 Mart’a da yetiştiremedim. Zira günün ilk saatlerinden itibaren Dilan Karaman Raporu’u gördüm, okudum, inanmak istemedim.

Bu hareketin en büyük değeri her zaman hevallik üzerinden kurulan yoldaşlık, dayanışma, paylaşma ve birlikte özgürleşme pratikleri oldu. Bu savımı sorgulatan bir çok farklı kadın pratiklerini mağdurlarından dinlemiş olsam da ‘esası’nda kaldım her zaman. Ancak bu defa günlerdir Dilan Karaman’ı ölüme gönderen asıl muhataplardan gelecek kendi kadın/direniş tarihine uygun bir söz, özür bekliyorum.

Dilan Karaman’ın hevali, Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad -TJA) aktivisti Sebahat Tuncel kendisinin son yolculuğundan sonra “Dilan ve ‘komünün çocuğu’” başlıklı bir yazı kaleme almıştı(1). Tuncel, yazısına “bazı konuları yazmak zordur. Ne yazarsan eksik kalır, hislerini tam anlatamaz” diye başlamıştı. Şimdi........

© Bianet