Yapay zekâ insanlığın bir ürünüdür
Çeviri: Diyar Saraçoğlu
Yapay Zekânın Politik İnşası dosyasının bu yeni bölümünde Diyar Saraçoğlu, Londra Üniversitesi Akademisi (UCL) Yenilik ve Kamu Yararı Enstitüsü Araştırma Direktörü ve ekonomi doçenti Cecilia Rikap’ın Jacobin’de yayımlanan “AI Is a Product of Humanity. Humanity Should Own AI.” başlıklı yazısını Türkçeye çevirdi. Rikap’ın metni, Bernie Sanders’ın ABD merkezli “kamulaştırma” önerisinin milliyetçi sınırlarını aşarak bulut tekellerinin (Amazon, Microsoft, Google) kurduğu ekosistemi deşifre ediyor. Rikap, yapay zekânın adil bir geleceğe evrilmesi için sadece elde edilen kârlar üzerinde hak sahibi olmanın yetmeyeceğini; bulut altyapısı ve teknoloji üzerinde uluslararası, bağımsız ve demokratik bir “kontrolün” şart olduğunu belirtiyor.
Elon Musk resmen yeryüzünün en zengin insanı. Ancak servetinin kaynağı kendi kurnazlığı değil. Bu servet; kapitalizmin finansal mimarisiyle, vergi boşluklarıyla ya da onun çeşitli girişimlerinde çalışan işçilerin yarattığı değerle de tamamen açıklanamaz.
Teknoloji milyarderlerinin şirketleri, insanlığı kendine özgü yaratım kapasitesinden mahrum bırakıyor. Üretken yapay zekâ modelleri; sosyal medya verilerinden akademik üretimlere, edebi eserlerden sanat çalışmalarına, filmlerden müziklere, podcast’lerden yazılım kodlarına ve hatta sağlık kayıtlarımıza kadar akla gelebilecek her türlü küresel yaratıcı ürünle eğitiliyor. Sistem bir kez çalışmaya başladığında ise, kullanıcı komutlarından elde edilen veriler bu modellerin ince ayarlarını yapmak ve yapay zekânın tahmin yeteneklerini geliştirmek için kullanılıyor. Yapay zekâ, tartışmasız bir şekilde, insanlığın bir ürünüdür.
Bernie Sanders’ın OpenAI, Anthropic ve xAI gibi yapay zekâ şirketlerine, hisse senedi olarak ödenmek üzere bir seferlik yüzde 50 vergi getirilmesi yönündeki çağrısı, bu perspektifle bakıldığında makul bir telafi önlemidir.
Amerikan verisinden daha fazlası: Küresel bir yağma
Ortak mülkiyeti haklı çıkaran çok daha güçlü nedenler de var. Yapay zekâ modelleri çoğunluk tarafından ortaklaşa üretiliyor ve ardından küçük bir azınlık tarafından paraya dönüştürülüyor. Yapay zekâ modellerinin ve bunların temelini oluşturan teknolojilerin asıl tasarımı; üniversitelerde, kamu araştırma kuruluşlarında ve en azından kısmen vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edilen binlerce şirkette çalışan küresel bir bilim insanı ve mühendis ağına dayanıyor. Bu aktörler süreçten ya çok az kâr elde ediyor ya da hiç etmiyor; üstelik hangi modellerin nasıl geliştirileceği konusunda neredeyse hiçbir söz hakları bulunmuyor.
Başka bir çalışmamda, Microsoft ve Google’ın küresel öncü yapay zekâ araştırmaları topluluğunun gündemini nasıl dikte ettiğini göstermiştim. Bu ve Meta gibi diğer devler “açık kaynak aklaması” yapıyorlar. Stratejik yazılım parçalarını -bazen sözde açık kaynak bir yöntem kullanarak- fiili standartlara dönüştürmek için açık kaynaklı hâle getiriyorlar. Kitlesel olarak benimsenmeleri, kendilerine bağımlı hâle getirilmiş bir kullanıcı tabanına yol açıyor ve bu taban, özel mülk yazılım olarak saklanan diğer teknoloji parçalarını........
