menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Prosfygika günleri: Bir topluluk nasıl savunulur?

21 0
23.05.2026

Prosfygika Günleri: Bir Topluluk Nasıl Savunulur?

Akşamüstü Prosfygika’ya geçiyorum. Eşyalarımı eve bırakıp mahallenin buluşma noktası olan kolektif kafeye (Kiosk) doğru yürüyoruz. Yolda arkadaşlar bir “vinç işgali”nden söz ediyor. “Vinç”i önce başka bir mahalle adı zannediyorum. Sonunda, Prosfygika ile dayanışmak için Alexandras Bulvarı üzerindeki metro inşaatında kullanılan devasa bir vincin işgal edildiğini anlıyorum. Kiosk ve çevresi oldukça kalabalık. Bir yandan az sonra başlayacak Los Tre konserinin hazırlıkları sürüyor, diğer yandan bir grup toplanıp vinç işgalinin olduğu yere doğru geçiyoruz. Varana dek zihnimde pek canlanmıyor; sonuçta “vinç işgali” her gün duyduğumuz bir eylem pratiği değil. Oraya ulaştığımızda gözlerimiz vincin tepesindeki arkadaşı arıyor. Aramızda vincin yüksekliğine dair bir tartışma başlıyor ve benim Yunanca sayılarla olan imtihanım ile tahminlerim sonucunda yüksekliğin 60 metre civarında olduğuna karar veriyoruz.

Üç gündür bu 60 metrelik vincin tepesinde direnen arkadaşımız, suyu da tükendiği için planlı bir şekilde aşağı inecek. Aşağıda ise polis gözaltı için tetikte bekliyor. Bizler ve destek vermeye gelenler yol kenarında toplanırken, yoldan geçen bazı araçlar ve motorlar kornalarıyla eylemi selamlıyor. Bir yandan yukarıdan sallandırılan afişi görmeye çalışıyorum ama o kadar yüksek ki, fotoğraf makinesiyle bile zor seçiliyor. Atılan sloganlar eşliğinde bulvarın bir şeridi trafiğe kapatılıyor. Belirlenen saatte arkadaşımız aşağı iniyor ve gözaltına alınıyor. Bizler de sloganlar eşliğinde mahalleye doğru yürüyüşe geçiyoruz. Bu vinç işgali, Atina’nın kalbindeki bu direniş alanını savunmak için sürdürülen sayısız dayanışma eyleminden yalnızca biri.

Mahalleye döndüğümüzde, birinci bloğun önünde 1 Mayıs’ta ölüme kadar açlık grevine başlayan Suzon ile tanışıyorum. Bulunduğu alanda hem bir bilgilendirme çadırı kurulmuş hem de gün boyunca yoldan geçenlere bildiriler dağıtılarak Prosfygika’nın mücadelesi anlatılıyor. Yeniden Kiosk’a geçiyoruz; Los Tre çalmaya başlamış. Müzik dinleyenler, hararetle sohbet edenler, satılan el yapımı ürünlerden tadanlar, tavla oynayanlar, koşturan çocuklar...

Ertesi sabah kahvecide tekrar buluşuyoruz. Önceden tanıştığım, sohbet ettiğim kişilerle denk geliyor, gündemi Türkiye siyasetine ve tanıdık hatlara çekiyoruz. İnsanlar o kadar ilgili ki, dünyada takip etmedikleri bir gündem yok gibi; bildik şeyleri tekrarlamaktan öteye geçemiyorum. Gün ilerledikçe gelenler, gidenler ve uğrayanlarla birlikte Prosfygika’nın bugünü ve yarınını derinlemesine konuşuyoruz. Daha önce de ziyaret ettiğim mahalledeki yapısal değişimi ve güçlenen dayanışma ağını görmemek imkânsız.

Direnişin Temeli: Mahalle, Komün ve Topluluk

Prosfygika’yı tarif etmek için hangi kavramı kullandıklarını soruyorum bir arkadaşa: Mahalle mi, komün mü, yoksa topluluk mu? Aldığım yanıt net: “Hepsi.”

“Mahalle, çünkü burada gerçek bir mahalle ilişkisi inşa ediyoruz. Komşuluk ilişkilerinden söz edebiliyoruz misal. Elbette herkesle aynı düzeyde değil ama çok çeşitli ve sahici bağlar söz konusu. Komün, çünkü gündelik yaşamı ortaklaştırmaya ve paylaşmaya yönelik çok sayıda yapımız var; karar alma süreçlerimiz de buna dâhil. Topluluk, çünkü burada yaşayan devasa bir şeyi farklı düzeylerde inşa ediyoruz ve bu inşa, ortak bir siyasi ufku olan bir yerden de kuruluyor. Çokça farklılığımız var ama bunun içerisinde birlikte hareket etmeyi öğreniyoruz.”

Prosfygika’da zaman bugünlerde her zamankinden daha hızlı akıyor. Bir yandan sürekli toplantılar yapılıyor, yeni öneriler tartışılıyor; öte yandan mahallenin mevcut yapıları işlemeye devam ediyor. Üstelik yoğun bir kampanya sürecinin içindeyken, topluluk bu gündelik........

© Bianet