menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nusaybin sınırında işkence gören D.K. tutuklanarak cezaevine gönderildi

12 6
24.01.2026

Suriye geçici hükümetine bağlı güçlerin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarını protesto etmek ve Rojava ile dayanışmak amacıyla Mardin'in Nusaybin ilçesine giden yurttaşlara polis müdahale etmişti. Aynı zamanda sınırın hangi tarafında yaşandığı belirsiz bayrak indirme görüntüleri servis edildi.

Adalet Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada konuya ilişkin 14 kişinin gözaltına alındığı belirtildi. Ardından gözaltına alınan D.K.'nin, 'bayrak indirme' olayıyla da ilişkilendirilerek işkenceye maruz kaldığı görüntüler sosyal medya hesaplarından paylaşıldı.

Kolluk tarafından darp edilen ve saatlerce işkence gören D.K., önce Nusaybin Devlet Hastanesine ardından durumunun ağır olması nedeniyle Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi.

D.K.'nin hastaneye getirildiğinde doktorların tavrının çok ilgili olduğunu belirten avukat Berivan Orhan, polislerin müdahalesiyle bu durumun değiştiğini söyledi. Orhan'ın aktardığına göre, iki polis bilgi vermek üzere gelen doktorun sözünü keserek başka bir odaya götürdü. Doktorun bu görüşmenin ardından hastaya karşı tavrı değişti.

D.K. bugün durumunun oldukça ağır olmasına rağmen taburcu edilerek hakim karşısına çıktı. Avukatlarının konuya ilişkin tuttuğu tutanakta şunlar kaydedildi:

"D.K.'nin hastanede devam eden tedavisi sürmekte iken taburcu edilmesine karar verildiğini öğrenmemiz üzerine 23/01/2026 tarihinde saat 12:00 civarında Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesine gelmiş bulunmaktayız. Mevcut tıbbi bulgular, hasta beyanları ve dosyada yer alan sağlık raporları birlikte değerlendirildiğinde; hastanın omurgasında birden fazla kırık, kafa bölgesinde kırıklar, yüz ve kafa bölgesinde çok sayıda dikiş ile iç kanama bulgularının bulunduğu, dolayısıyla hayati risk taşıyan ciddi yaralanmalarının mevcut olduğu açıktır. Bu durumda hastanın taburcu edilmesi, tıbbi gereklilik, hasta güvenliği, yaşam hakkının korunması ve sürekli tıbbi gözetim zorunluluğu ile açıkça çelişmektedir.

"Tarafımızca, taburcu kararına karşı sözlü olarak derhal itiraz edilmiş, hastanın mevcut sağlık durumunun ağırlığı, hayati risk ihtimali ve sürekli gözetim altında tutulması gerekliliği açıkça ifade edilmiştir.

Ayrıca bu işlemin;

Ancak tüm bu itirazlarımıza rağmen, herhangi bir gerekçe sunulmaksızın taburcu işlemi gerçekleştirilmiş, hastanın mevcut hayati risk taşıyan durumu dikkate alınmamıştır.

Bu uygulama, yalnızca tıbbi etik ilkelerine ve hekimlik meslek kurallarına değil, aynı zamanda ulusal ve uluslararası insan hakları hukukuna da açıkça aykırıdır. Özellikle, işkence ve kötü muameleye maruz kalmış kişilerin sağlık hizmetlerine kesintisiz, özenli ve etkin biçimde erişiminin sağlanması, devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında olup, bu yükümlülüğün ihlali ağır sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.

Bu nedenle, hastanın taburcu edilmesine ilişkin işlemin; tıbbi gereklilikten ziyade başka saiklerle tesis edildiği yönünde ciddi kuşku doğurduğu, hastanın bedensel bütünlüğü ve yaşamı bakımından ağır risk oluşturduğu hususu tarafımızca açıkça tespit edilmiş ve işbu tutanak ile kayıt altına alınmıştır."

Davada kısıtlama kararı olması nedeniyle yargılama sürecine dair bilgi alamayan Berivan Orhan, kolluk tarafından D.K.'ye........

© Bianet