Kutsal denilen mesleğin sessiz çığlığı: Atanamayan öğretmenler
"Bir toplumun geleceği, öğretmenine verdiği değer kadar aydınlıktır."
Yıllarca bize öğretmenliğin kutsal bir meslek olduğu anlatıldı. Çocukluğumuzdan itibaren öğretmenlerin toplumun mimarı olduğu, geleceği onların şekillendirdiği öğretildi. Her 24 Kasım'da öğretmenlere övgüler dizildi, fedakârlıkları anlatıldı, "Öğretmenler baş tacıdır." denildi.
Peki bütün bunlar gerçekten hayatın içinde karşılığını buluyor mu?
Bugün eğitim fakültelerinden mezun olan yüz binlerce genç öğretmen, yıllarca emek vererek kazandıkları diplomalarına rağmen sınıflarına kavuşamıyor. Bir ömür hayalini kurdukları mesleği yapabilmek için yıllarca sınavlara hazırlanıyor, umutla atama bekliyor; ancak çoğu zaman belirsizlik içinde yaşam mücadelesi veriyor. Kimisi farklı işlerde çalışmak zorunda kalıyor, kimisi ailesine yük olmamak için hayallerinden vazgeçiyor, kimisi ise mesleğini hiç yapamadan yıllarını tüketiyor.
Oysa bir öğretmenin en büyük hayali yüksek makamlar değil; bir sınıfa girip öğrencilerine "Günaydın çocuklar." diyebilmektir.
Daha da düşündürücü olan ise, seslerini duyurmak ve haklarını talep etmek isteyen öğretmenlerin zaman zaman kamuoyuna yansıyan sert müdahalelerle karşı karşıya kalmaları. Hak aramak, demokratik toplumların meşru........
