menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

‘Sesini kes yoksa Esad gelir’

35 6
14.02.2026

Üçüncü bir yol yoktur retoriğini dayatan zihniyet, “Türkler gelir, Yahudi çocukları kaçırır, Bedevi Arap kızını kaçırır (bir zamanlar at üzerinde kız kaçıran bedevi Arap tasviri duvar halıları yaygındı), ben olmazsam, ben değilsem Haçlılar gelir, İsrail gelir, Naziler gelir, İtalya faşistleri gelir, ABD gelir, Rus gelir, İranlı gelir, Erdoğan ilelebet kalır, CHP gelir, DEAŞ gelir, HTŞ gelir, İhvancılar-Müslüman Kardeşler Örgütü gelir, en nihayet ben gidersem eski rejim gelir, sesini kes yoksa Esad gelir!” sanatını ustaca ve etkili kullandı ve halen kullanmaktadır. Ne yazık ki bu taktik kitleler üzerinde halen etkili bir yöntemdir. Bu düşünce sistematiğinde üçüncü bir yol, alternatif, çözüm yoktur, olmamalıdır. Zira tekelci hegemonya, önderlik fetişizmi ve güdümümde olmazsan yok olursun, ya bendensin ya toprağın, benimle değilsen düşman safındasın dayatması, “zımni tehdit ve şantajı” sebebiyle “Üçüncü Alternatife” yaşam hakkı tanınmamaktadır. Suriye’nin “Beş Deniz Projesi” yüzünden ödediği bedeli bu başlık altındaki yazımızda anlatmıştık.

Suriye trajedisi sadece bir rejimin ve otoritenin çöküşü değil, devlet fikrinin ve toplumsal sözleşmenin de kademeli olarak çöküşüydü. Çöküşün ardından gelen şey, vadedilen özgürlük alanının doğuşu değil, devlet ve kurumları kavramından, en temel düzeyde, baskıcı bir otoriteye geçişti. Çöken devlet otoritesi muhaliflerin tamamını, etnik köken, mezhep veya din ayrımı gözetmeksizin hedef alıyordu. Tüm bileşenlerin katıldığı bir otoriteden, dar ideolojik-mezhepsel karaktere sahip, milis ağları, yağmacı rant ekonomisi ve toplumsal ayrışma politikaları izleyen fiili bir otoriteye bir dönüşüm oldu. Çünkü Esad yönetimi “Üçüncü Alternatife” büyüme, güçlenme ve otoriteyi paylaşma hakkından mahrum bıraktı. Toplumu “Ya Ben ya İhvan Hareketi” ikilemine mahkûm etti.

Şimdi de Batı medyası ve Suriye’de emrivaki otoriteyi destekleyen medya, Suriye’deki felaket niteliğindeki başarısızlığı haklı çıkarmak için sürekli olarak Esad’ı kullanıyor. Suriyeliler Esad anlatısına hapsolmuş durumda. Bu seçim geçmişten ibret almak veya ders çıkarmak için değil, yeni gerçekliği kabullenmek ve kapsamlı bir ulusal seçenek üzerinde düşünmelerini engellemek için yapılıyor. Öncelikle, “Esad” anlatısının periyodik olarak geri dönüşü, yalnızca tarihsel bir gönderme olmaktan ziyade, Suriye........

© Aydınlık