Kızılırmak’tan sabır şükür ve bereket dersleri
Avanos’ta, Kızılırmak boyunda yürüyoruz ve Kızılırmak’ın kendisinin bile hiç bilmediği şeyleri düşünüyoruz. Çünkü bu Kızılırmak, o düşündüğümüz hayatı yaşayan Kızılırmak değil ki! Heraklitos’un dediği gibi, “aynı nehirde iki kere yıkanamazsınız”, çünkü ne o nehir, ne de sizin kendiniz, artık o eski nehir ve eski siz değilsinizdir. Yani, şu anda bakıp ta tarihine daldığımız bu Kızılırmak, bir başka Kızılırmak bir bakıma.
Kızılırmak’tan insanoğlu hangi dersleri alabilir ki?Süveyş Kanalını da, Panama Kanalını da insanoğulları yaptılar, ama Kızılırmak’ı değil. O, uzaktan bakarak akıp geçtiği Erciyes Dağı ile, aynı yaşlarda olmalı herhalde. Ama bu yazımızda, biz onun jeolojisi ve oluşumu ile ilgili değiliz. Daha çok, Kızılırmak’ın içinden geçtiği ve hayat verdiği toprakların sosyal ve kültürel hayatıyla ilgiliyiz. Ve onun bu upuzun ömürdeki hallerini, kendimizin kısacık ömrü ile karşılaştırıp, belki de öğreneceğimiz birşeyler vardır diye düşünmekteyiz. Ne de olsa, insanoğulları olarak, bizler bu dünyadan silinip gitsek bile, Kızılırmak akmaya devam edecek ve bizlere vereceği birçok dersleri olacaktır hala.
AKAN SULARDAN ALINMAYAN İBRETLER
Memleketimizde ve bölgemizde, hatta dünyanın uzak köşelerinde bile yangınların içinde olduğumuz bugünlerde, Kızılırmak bize ne anlatabilir acaba? İçine girebilsek, belki ateşimizi söndürmeye faydalı olabilir, ama onun dışında, sessizce akıp giden bir nehirden ne mesaj alabiliriz ki?
İlk mesaj, Kızılırmak’ın “sabrı” olabilir mesela. Dünyanın her yerinde olduğu gibi, ve daha fazlası ile sabrın tüketildiği memleketimizde, Kızılırmak’tan sabır dersi almak iyi olmaz mı? Bu nehir, yazılı tarihin başladığı 4 bin sene öncesinden, yani Hititlerin tüm kıvrımlarında şehirler kurup, medeniyet geliştirdiği günlerden milyonlarca sene önce bile, aynı sabır ve sessizlikle akmaktaydı. O , etrafında olan bitenleri büyük bir sakinlikle izleyip, işine gücüne bakarak, akmaya devam etti, bu milyonlarca........
