menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Öner Yağcı’ya bir yanıt

16 0
29.07.2026

Öner Yağcı, 1994 yerel seçimlerinin bölünme sendromundan girip İbni Haldun’dan, Marx’tan, Sümer tabletlerinden çıktığı “Toplumsal muhalefetin verdiği görev” başlıklı yazısında, koca bir tarihsel yükü Yeni Parti’nin sırtına yükleyiverdi.

1919’da bir kongre toplandı ve gündemine tek bir soruyu aldı: Manda mı, istiklal mi? Sivas’ta toplanan o heyet, Amerikan mandasını oylayıp reddetti; dönemin sloganı “Ya istiklal ya ölüm!”dü. Bugünün mandacıları ise oy bile istemiyor; bayrağı daha sokağa çıkmadan teslim ediyor.

Yazarın varmak istediği menzil açık aslında: Sokakta maddi koşulların dayatmasıyla doğan muhalefetin gücünü referans göstererek, bu yeni siyasete Atatürk’ün emanetine sahip çıkma, faşizmi durdurma ve “ateşten gömleği” giyme görevini yüklemek.

Sözün gücü, tarihî referansların ağırlığı yerinde. Fakat hüküm veren yazarın, o hükmü giydirdiği öznenin kumaşını bilmesi gerekmez mi? Aristoteles, Politika’da bir topluluğun ancak kendi kendine yeterli olduğunda hakiki bir “polis” sayılabileceğini ve bireylerin de ancak bu koşullarda özne olabileceğini söylemişti.

Bugün Kopenhag Kriterleri’nin, Atlantik masalarının, Londra konferanslarının, Chatham House’ların kurtaracağına inanmak, bu kendi kendine yeterlilik fikrinin tam zıddı; bağımlılığı erdem sayan bir tevekkül biçimidir.

YENİ PARTİ MANDACILARIN EMANETÇİSİ

Bilimsel sosyalizmin tarih felsefesini yardıma çağırarak “koşulların belirlediği bilinçten” söz eden Yağcı, o bilincin temsilcisi ilan ettiği Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu liderliğindeki Yeni Parti’nin programından ne........

© Aydınlık