Oyunu bozmak
İlk üç yazımızda “eşit yurttaşlık” kavramının hangi siyasal zeminde ortaya çıktığını, Türkiye’de hangi tartışmalarla gündeme getirildiğini ve Alevilik üzerinden nasıl bir siyasal projeye dönüştürülmek istendiğini ele aldık.
Artık şu sorunun cevabını vermek gerekiyor: Bu oyunu nasıl bozacağız?
Çünkü mesele iki kelimeden ibaret bir kavram tartışması değildir. “Eşit yurttaşlık” adı altında Türkiye’nin ortak yurttaşlık hukukunun yerine, etnik ve mezhepsel kimliklere göre şekillenen yeni bir düzen önerilmektedir. Batı merkezli çok kültürlülük söylemiyle her topluluğun kendi kimliğini öne çıkardığı, devletin de bu yapılar arasında bir pazarlık masasına dönüştüğü bir model sunulmaktadır.
Kulağa hoş gelen bu anlayışın Türkiye’de nereye varacağını açıkça görmek gerekir. Cemaatler kendi haklarını genişletmek için yarışmaya başladığında ortaya eşitlik çıkmaz. Tam tersine, her yapının kendi alanını büyütmeye çalıştığı sert bir rekabet düzeni doğar. Böyle bir yapıda devlet, yurttaşların ortak iradesini temsil eden bir kurum olmaktan uzaklaşır, kompartımanlara ayrılmış grupların taleplerini dengelemeye çalışan bir hakeme dönüşür.
Bundan en büyük zararı görecek toplulukların başında ise Aleviler gelir.
CEMAATLER REKABETİNİN İÇİNDE ALEVİLİK
Alevilik, Anadolu’nun tarihsel birikimi içinde ortaya çıkmış özgün bir inanç ve irfan yoludur. Yüzyıllardır bu toprakların harcında var olmuş, kendi kültürünü ve yol........
