menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ALEVİLİĞE SAPLANAN HANÇER: EŞİT YURTTAŞLIK – III

80 0
08.09.2026

Geçen hafta, "eşit yurttaşlık" kavramının post-modern dönemde ulus devletleri parçalamak amacıyla Batı akademisi ve ideologları tarafından nasıl kuramsallaştırıldığını incelemiştik. Bu hafta ise işin pratik ayağına, yani Avrupa merkezli yapılar ve bilhassa Almanya’daki Alevi örgütlenmeleri üzerinden bu dille Türkiye Aleviliğinin nasıl dönüştürülmek istendiğine bakacağız. 

Karşımızda masum bir diaspora örgütlenmesi yok.  Aksine, Alman eyalet hükümetlerinin hukuki ve mali zeminini sunduğu, Batılı vakıf fonlarıyla beslenen ve Türkiye’nin üniter Anayasal düzenini hedef alan sistemli bir operasyon var.

1. KURUMSAL STATÜ VE EYALET ANLAŞMALARI (VERTRÄGE) 

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Almanya'da uzun yıllardır yürüttükleri lobi faaliyetlerinin sonucunda Hamburg, Bremen, Kuzey Ren-Vestfalya (NRW) ve Berlin gibi eyaletlerde "Kamu Tüzel Kişiliği" (Körperschaft des öffentlichen Rechts) ve "Dini Topluluk" (Religionsgemeinschaft) statüsü elde ettiler. İlk bakışta yurt dışındaki yurttaşlarımızın bir kazanımı gibi duran bu eyalet anlaşmaları (Staatsverträge), işin özünde çok farklı bir mantığa dayanmaktadır. Almanya devleti, Aleviliği İslam medeniyetinin ve Anadolu hümanizmasının içinden çekip çıkararak, Kilise Hukuku (Kirchenrecht) kalıpları içerisine hapsetmiştir.

Alevilik "İslam dışı, kendine özgü ayrı bir din" kategorisine sokulmuş, Hristiyanlık modelindeki kilise yapılanmasına benzer biçimde hiyerarşik ve bürokratik bir kamu kurumu yapısına büründürülmüştür. Bu statü karşılığında elde edilen en büyük "imkan" ise Alman devlet mekanizmasının sunduğu devasa bütçelerdir.

2. FON MEKANİZMALARI VE ‘DİYALOG’ PROJELERİ

Almanya’daki Alevi........

© Aydınlık