menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Voltaire’da aşk

67 0
12.04.2026

Voltaire’in Felsefe Sözlüğü’ndeki “Aşk” maddesi, ilkin, aşkı mistifikasyondan arındıran, onu doğaya geri çağıran bir müdahale gibi okunabilir. Aşkı bedenle, dürtüyle ve hayvansal yönelimlerle ilişkilendirmesi, özellikle aşkın aşkınlaştırıldığı gelenekler düşünüldüğünde, yerinde bir itiraz gibi görünür. Gerçekten de aşkın bütünüyle tinsel, bütünüyle yüce bir fenomen olarak kavranması, onun maddi temellerini görünmez kılar. Bu bakımdan Voltaire’in yaptığı ilk hamlenin, aşkı doğanın içine yerleştirmek olduğunu söyleyebilirim.

Ancak bu yerleştirme, Voltaire’i indirgemeden kurtarmaz. Çünkü Voltaire, aşkı doğaya bağlamakla kalmaz, onu neredeyse bütünüyle doğanın işleyişi içinde açıklamaya yönelir. Hayvan örnekleri, çiftleşme davranışları, bedensel uyarımlar ve haz üzerinden kurduğu açıklama, aşkın kökenine dair bir açıklama sunar, ama onun yapısına dair bir çözümleme sunmaz. Öyleyse aşk, açıklanmış değil, sınırlandırılmıştır.

AŞKIN BİLEŞENLERİ SORUNU

Bu sınırlandırmanın en açık biçimi, aşkın bileşenleriyle ilgili yaptığı ayrımda ortaya çıkar. Voltaire’e göre aşkın temelinde bedensel haz vardır. Hatta dostluk, saygı ve diğer duygular bile sonradan bu çekirdeğe eklenir. Bu yaklaşım, aşkı katmanlı bir yapı olarak kavrar: Önce dürtü, sonra duygusal ve zihinsel içerikler. Oysa burada gözden kaçan şey, aşkın bu türden bir eklemlenmeyle değil, baştan itibaren bir bütünlük olarak deneyimlenmesidir. Dostluk ya da saygı, aşkın kurucu bileşenleridir. Bu nedenle,........

© Aydınlık