menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Anlamsızlık çağında vicdan sahibi olmak

38 0
29.06.2026

Dinlerin büyüsü kayboldu, ütopyalar geri çekildi, hayatın anlamı sorusunun kolektif olarak ifadesini bulacağı bir alan kalmadı. Modern insan hayatını ister para ister şöhret ya da güçle doldursun bir boşluğa düşmüş durumda.

Bir aile kurmak, iş sahibi olmak ya da siyasi bir kurtuluş vaadi bu boşluğu doldurmuyor. Modern dünyanın bilimsellik sınırları içinde kalması bu boşluğa katkı sunuyor. Bilgelik ise dışlanmış durumda. Oysa bilgi bize dünyanın ne olduğunu söyler, ne olması gerektiğini değil. Bunun sonucu olarak eve, eşyaya, mülke, şöhrete, güce bağlanmak insanı bir tür kayıtsızlığa sürüklemekte.

İnsan fani bir varlık. Sonlu olmanın yarattığı sorularla, benliğini ve özellikle tinsel yanını yok ederek ya da umutsuzluk yoluna saparak baş edemez. Tüketim hırsıyla kuşatılan insana, “niçin” sorusu kendisini dayatmakta. Anlam sorunu, modern insanın hayatında bu çelişkiyi ortaya koymakta.

Faniliğin bir insanlık hali olması onun sadece ölümü düşünmek anlamına gelmediğini gösterir. İnsanın fanilikle yüzleşmesi nasıl yaşamak gerektiğini sorgulamasını gündeme getirmekte. Düşünce ve sanat kaynağını dolaylı olarak “fanilik” ten alıyor olabilir. Andre Malraux’un anlatımıyla mağarasının taş duvarına bizon çizen ilk insan, hem kendisinin hem de bizonun fani olduğunun farkındadır.

Modern insan, Tanrı’nın muğlaklığıyla sakatlanmış postmodern ticaret ve iletişim çağında, yine postmodern barokta ön plana çıkan tutku ve hırsın iç içe geçmiş düzensizliğinden kaçmaya çalıştıkça daha da içine çekildiği bir kum tuzağına düşmekte.(Nilgün Tutal Cheviron- “Haneke Huzursuz Seyirler Diler” )

Cheviron, bu dönemin insanını Yunan mitolojisindeki İkarus’un öyküsüyle örnekliyor. Atinalı mimar Daidalus (Daedalus) ve oğlu İkarus, Kral Minos’un emriyle karmaşık yollardan ve adalardan oluşan bir kale yaparlar. (Labyrenthos ‒ Labirent) Daha sonra baba-oğul kral tarafından cezalandırılarak bu kaleye kapatılırlar. Daidalus kendisi ve oğlu için bu kulenin penceresinden kaçmaya yarayacak balmumu ve kaleye gelen kuşların tüyleriyle iki çift kanat yapar. Babası, İkarus’a uçarken zevkten kaçınmasını ve uçmanın coşkusuyla güneşe yaklaşmamasını, denize yakın uçup kanatların nemlenmesini engellemesi gerektiğini öğütler. Tutku ve hırsının esiri olan İkarus ise, uçabilme özgürlüğü ile kendinden geçer, güneşe fazla yaklaşınca balmumu erir ve Ege Denizi’ne düşerek hayatını kaybeder.

Modern bireysel egoizm, kendi iyiliğine, düzenine, kendi........

© Artı Gerçek