Türkiye’nin politik ölüm gerçeği ve yas tutma mücadelesi
Geride kalan bizlere bir gençlik ölümünü borç bırakan Ceyda Zengin ve Cebrail Alkan’a...
2020 yılında ülkemizde politik ölü bedenlere yönelik şiddetin yaygın olduğu bir eşikte buna dikkat çekmek ve bunun karşısında durabilmek için Ölüye Saygı ve Adalet İnisiyatifi aşağıdaki tespitle yola çıkmıştı:
‘Son yıllarda ölülere ve yakınlarına yapılan eziyetler ve saldırılar geniş bir spektrumda yaygın bir biçimde karşımıza çıksa da bunlar cumhuriyet tarihini aşan eski uygulamalardır. Nitekim kamusal alanda vuku bulan bu şiddet çoğunlukla devlet organları tarafından yürürlüğe konmaktadır. Özellikle Kürdistan’da yaşanan çatışmalarda hayatını kaybedenlerin ölü bedenleri farklı biçimlerde şiddetin hedefi haline gelmektedir. Yine Türkiye’de “makul vatandaş” tanımının dışında bırakılmış muhalif, kadın, göçmen, LGBTI ; Kürt, Ermeni, Yahudi, Alevi, Êzidî ve Hristiyan gibi birçok grubun ölülerine yönelik benzer bir şiddet yaşanmaktadır.’(5)
Ülkemizde maalesef ölülere saygı duyulması için kurulmuş bir inisiyatifimiz var. Dahası bu inisiyatifi oluşturan ve uzun yıllardır ölüye saygı ve adalet alanında muazzam emek veren birçok köklü kurum var. Şiddetin köklü olduğu yerlerde adalet arayışı da köklü ve örgütlü olabiliyor. Bu kurumların ve örgütlü yapıların başında Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MEBYA-DER) geliyor. On gündür farklı kentlerde taziyeleri kuran MEBYA-DER. Ve evet ülkemiz de maalesef politik ölüm konusunda o kadar ustadır ki ölüler layıkıyla defnedilebilsin ve yasları tutulabilsin diye insanların bir araya gelip örgütlenmek zorunda kaldığı bir yer. MEBYA-DER çatışmalarda yaşamını kaybetmiş PKK’lilerin yakınları tarafından kurulmuş. 90’lı yıllardan itibaren çatışmalarda yaşamını yitiren PKK’lilerin kimliklerini netleştirebilme ve layıkıyla defnedebilme ve onları anabilme mücadelesi yürüten bir dernek. Kimlikleri netleştirme, cenazelerin ailelerine ulaşmasını sağlama, aileleri bulma, cenaze taşıma aracını tahsis etme, imam ve taziye evi bulma, cenazenin dini vecibelere uygun biçimde defnedilmesini sağlama, taziye kurma ve nihayet layıkıyla yas tutabilme amacıyla kurulmuş.
2014 yılından beri politik ölüm ve kolektif yas ve anma süreçleri üzerine çalışan bir antropolog olarak dünyanın farklı yerlerinde yaşanan çatışmalarda şiddet ve yas üzerine birçok örneği inceledim, birçok yerde ölümün egemenlikle ilişkisini gözlemledim ve fakat MEBYA-DER benzeri bir yapılanmaya hiçbir çatışma örneğinde denk gelmedim. Ülkemizde yaşanan çatışma gerçekliğini farklı kılan özelliklerden biri bu. Kürtlerin, ölülerine yer bulabilmek için örgütlenmek zorunda kaldığı bir ülke. Ve ölülere sahip çıkmaya çalışırken yası bir direniş sahnesine dönüştürdükleri bir ülke. Zira hiçbir yasal çerçeve ile güvenceye alınamayacak kadar doğal olan yas tutma hakkının yerine........
