Sorunu değil, belirtiyi tedavi etmek
Çoğu zaman insanlar, kurumlar ve hatta ülkeler bile yaşadıkları problemlerin kök nedenlerini araştırmak yerine, yalnızca gözle görünen sonuçlarla uğraşmayı tercih eder. Oysa belirtilerle mücadele etmek, çoğu zaman hastalığın kendisini ortadan kaldırmaz. Sorun yerinde durmaya devam ederken, yalnızca etkileri geçici olarak gizlenmiş olur.
Basit bir örnek düşünelim. Bir evin duvarında sürekli nem oluşuyorsa, duvarı her yıl yeniden boyamak çözüm değildir. Boya, yalnızca görüntüyü düzeltir. Asıl sorun ise büyük ihtimalle binadaki su yalıtımının yetersiz olmasıdır. Eğer kök neden ortadan kaldırılmazsa, nem tekrar ortaya çıkar. İşte toplumsal ve ekonomik sorunlarda da durum çoğu zaman bundan farklı değildir.
Bugün birçok insan geçim sıkıntısından şikâyet ediyor. Ancak bazen tartışmaların merkezine geçim sıkıntısının nedenleri değil, sonuçları yerleşiyor. Örneğin artan borçluluk, kredi kartı kullanımı veya taksitli alışverişler konuşuluyor. Oysa bunlar çoğu zaman sorunun kendisi değil, düşük gelirlerin ve yükselen yaşam maliyetlerinin ortaya çıkardığı belirtilerdir. Belirtileri konuşup asıl nedenleri görmezden gelmek, çözümü geciktirmekten başka işe yaramaz.
Eğitim alanında da benzer bir durum yaşanıyor. Öğrencilerin derslere ilgisiz olması sıkça eleştiriliyor. Fakat bu ilgisizliğin neden ortaya çıktığı çoğu zaman yeterince sorgulanmıyor. Ezberci yöntemler, aşırı sınav baskısı, uygulamadan uzak eğitim........
