menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tolstoy, Savaş ve Barış'ı 2026'da yazsaydı...

42 0
11.03.2026

Ölümle, barutla ve savaşın hiçbir "kahramanlık" veya "romantizm" içermeyen vahşi, absürt yüzüyle orada tanışmıştır. Aristokratik bir aileden gelmesine rağmen, soyluların yapay ve gösterişli hayatından tiksinmeye başlamış, derin bir ruhsal arayışa girmiştir.

Kitap, adından da anlaşılacağı üzere iki zıt dünyayı sürekli çarpıştırır. Bir yanda savaş meydanlarındaki stratejiler, kan, ölüm ve orduların kaosu (Savaş); diğer yanda St. Petersburg ve Moskova'nın ışıltılı balo salonlarındaki aşklar, ihanetler, evlilikler ve gündelik yaşam (Barış) vardır.

Olaylar,19. yüzyılın başlarında, Napolyon Savaşları döneminde (1805-1820 yılları arasında) Rusya'da geçer. Roman, Napolyon ordularının Rusya’yı işgali gibi devasa tarihi gerçeklerin, Rus toplumu ve özellikle aristokrasi üzerindeki yıkıcı ve dönüştürücü etkilerini anlatır.

Tolstoy kitabında, Thomas Carlyle gibi düşünürlerin savunduğu "Tarihi büyük adamlar yazar" (Büyük Adam Teorisi) anlayışını yerle bir etmek istemiştir. Kitabın kalbinde yatan felsefe ise tarihsel determinizm ve bir tür kaderciliktir. Tolstoy’a göre tarih, önceden yazılmış bir senaryo gibi dümdüz akmaz; tarihsel olaylar, milyonlarca sıradan insanın "sonsuz küçüklükteki" eylemlerinin, arzularının ve tesadüflerin birleşimiyle ortaya çıkan kaotik bir dalgadır.

Napolyon gibi liderler, olayları yönettiklerini sanan devasa bir "kontrol yanılsaması" içindedirler. Aslında onlar, tarihin akışına en çok esir olan, sistemin içinde........

© Analiz