194 yıl yaşayacakmışız... Eee, sonra?
İlk okuduğumda bir sevindim. "Oh be" dedim, "emeklilikte dünya turu yaparız." Sonra aklıma geldi... Biz daha 65'i nasıl getireceğimizi düşünüyoruz.
Araştırmaya göre karaciğer ile deri çalışkan memur gibi. Bozulanı değiştiriyor, mesaiye devam ediyor. Beyinle kalp ise "Benden bu kadar kardeşim" modunda. Onlar hücre yenilemeyince yılların yükünü sırtlanıyor. Bir gün de "Sistemi kapatıyorum" deyip işi bırakıyorlar.
Bilim insanları diyor ki, hastalıkları tamamen ortadan kaldırsak, yaşlanmayı yensek bile bir dert bitmiyor. Hücrelerdeki minicik DNA hataları sinsice birikiyor. Yani evin her yerini temizliyorsunuz ama musluk damlatmaya devam ediyor.
Bir de teorik hesap yapmışlar. Eğer bu genetik bozulmalar hiç olmasaymış, insan tam 1.759 yıl yaşayabilirmiş!
Düşünsenize... 1.759 yaşındasınız. Torununuzun torununun torunu gelip "Dede, Wi-Fi şifresi neydi?" diye soruyor. Siz de "Evladım, ben internetin çevirmeli bağlantıyla çalıştığı günleri gördüm..." diye anlatıyorsunuz.
Ama gerçekler acı. O DNA hataları yüzünden hesap kitap 156 yıla düşüyor. En iyimser senaryoda bile tavan 194 yıl.
Yani mesele sadece uzun yaşamak değil. O yaşa kadar aynı kişiyi, aynı komşuyu, aynı apartman toplantısını çekebilmek de ayrı bir bilim dalı.
Velhasıl, bilim bize 194 yılın kapısını aralamış olabilir. Ama önce şu sabah alarmına uyanmayı, trafiği atlatmayı ve ay sonunu getirmeyi başaralım. Gerisi zaten bilim insanlarının işi…
Sessiz gelen........
